“Bir topluluk kendisini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez” mealindeki ayet.
hem insan hem de toplum için geçerli olan bir evrensel kanun belirtiliyor bu ayette. basitçe, “altyapı değişmeden üstyapı değişmez” deniliyor.
söz gelimi cumhuriyet boyunca ağırlıklı olarak, hukuk da dahil olmak üzere, batılı kurumlar taklit edilmiştir. altyapıya yani ekonomiye doğru düzgün dokunmadan üstyapı değişimi yoluyla gelişme ve kalkınmanın sağlanacağı öngörülmüştür. sonuç büyük bir başarısızlıktır.
türkiye’de ilk defa bu gerçeği fark eden ve gerekli adımları atan ise turgut özal olmuştur. türk ekonomisini elinden geldiğince dışa açmış, kapitalist dünyaya entegre etmeye çalışmıştır. kemalist dinozorlar onun her adımını baltalamış, belki de en sonunda ölümüne sebebiyet vermişlerdir. batıdaki hukuk da dahil tüm üstyapı kurumları, endüstri devriminin birer sonuçlarıdır. onları kopyala yapıştır yoluyla almanın bir hükmü yoktur. aslolan endüstri devriminin kendisini gerçekleştirmektir.
diğer yandan her bir insan ferdi dahi bir topluluktur(akıl, kalp, nefs, ruh, şeytan…). evet şaşırmayınız, şeytan dahi esasen bizim bir parçamızdır…
sözü edilen kanun gereğince, insanın dönüşmesi için dahi yine aynı şekilde altyapı(beden) değişimi sağlanmalıdır. yalnızca üstyapı(bilgi edinme, öğrenme) değişimi etkisizdir. bu da demek oluyor ki, ne tür bir üstyapı değişimi istiyorsak onun karşılığı olan uygulamaları devreye sokmak durumundayız. o yüzden yeni bir anlayışa mutlaka yeni bir yöntem, metodoloji, usul eşlik etmektedir. ortada yeni bir yöntem yoksa bilin ki, yeni bir anlayış da yok demektir ve yeni bir insan modeli de ortaya çıkamayacak demektir.
ey eskiyi tekrar etmekle yetinenler!…onlar işe yarasaydı bu halde olmazdık zaten değil mi?



