
İmanın özü ve hakikati nedir diye sorulsaydı, tek kelime ile cevap verirdim:
rıza…
doğumumdan ölümüme kadar hayat çizgim ve filmim allah tarafından takdir edilmiştir. başıma gelen acı tatlı her olay gerçekte benim için ilaçtır.
eğer o ilacı yüzümü ekşitip tükürmezsem…
ilacı tükürmek nedir?
başa gelen olaylara rıza göstermemektir…şöyle olmasaydı, böyle olmasaydı, keşke şu şekilde olsaydı demek…
dostum dikkat et!
hayat çizgin ve başına gelen her olay sonsuz ilim, sonsuz hikmet, sonsuz merhamet ve sonsuz şefkat sahibi bir zat tarafından belirlenmiştir.
sen nasibini beğenmemekle, itiraz ve şikayet etmekle, “ben allah’tan daha iyi biliyorum, o yanlış yapmış, hatalı iş çıkarmış” demiş oluyorsun aslında.
işte iman gerçekte tüm hayatı tam olarak rıza üzere yaşamaktan ve hep bu şuur üzere olmaktan ibarettir.
iman, ezbere bir takım maddeler saymak ve bir takım ritüeller icra etmek değildir(elbette uygulamaların da yeri ayrıdır. onlar dahi sözü edilen şuuru kalbe/altbeyne nakşetmek için gereklidir).
“şu hayat çizgim her şeyi en iyi bilen zat tarafından belirlenmiştir. bana zaten mümkün olanın en iyisi verilmiştir” şuurunda olanın hayatı nasıl geçer düşün!
başka hayatlara özenip tatminsizlik hissi içinde kıvranır mı?
başkalarını kıskanır ve elindekine haset eder mi?
insanları rakip olarak görüp onlara kin ve düşmanlık güder mi?
ki esasen bunların her biri insanın iç alemini kavuran cehennem alevleridir.
bak imanın özü olan “rıza” ateşi nasıl söndürüyor, insanı cehennem azabından nasıl kurtarıyor, görebiliyor musun?




Sayın isnetus, nefis varken bunu nasıl başaracağız? İmkansız değil mi?
İsnetus’un nefs tezkiyesine ilişkin makaleleri aşağıdaki linkte derlenmiştir.
https://www.isnet.us/wp-admin/edit.php?tag=nefs-tezkiyesi
Not: Siteye yöneltilen sorulara ilişkin cevaplar bizzat İsnetus tarafından değil, site yönetimi tarafından yanıtlanmaktadır.