
Dünyanın en leziz ve en muazzam içkisini ben içtim. şu koskoca ekşi camiasında o içkiyi benden başkasının içtiğini kesinlikle düşünmüyorum.
bir şişesini dünyanın en zengini bile olsanız elde edemezsiniz.
bu içkiyi milyar dolar serveti olan bile içemedi.
hikayesini size anlatayım:
tasavvufa dair kitabın birinde evliyanın bir geleneğinden bahsediyordu. bayram arefesinde 500 tane ihlas suresi okumak…
ben de bir seferinde aldım elime tesbihi, başladım ihlas suresini okumaya. şimdi hatırlamıyorum ama yüzlerce okumuşumdur muhtemelen. yavaş yavaş beni bir uyku kapladı. dayanılmaz bir hal oldu ve oracıkta sızdım kaldım. rüya görmeye başladım.
rüyada masanın üstünde kocaman bir şişe çok lüks bir içki vardı. şişe süslü, işlemeli. yanında da bir kadeh. şişeyi açtım, billur kadehe doldurdum. hafif eflatunumsu, gümüşimsi bir içki. kafaya diktim kadehi. nefis ötesi bir tadı vardı. acı, yakıcı falan değil; bildiğin enfes.
bu içkinin sarhoşluğu bedene tesir etmiyor; ama ruh uçuyor resmen. evet her şeyin bir sureti bir de hakikati olduğu gibi, sarhoşluğun da bir hakikati ve sureti vardır.



