Normal bir insanda gaflet ve bir tür nefsani emniyet duygusu vardır. bu gaflet bir parça aralanınca insanın ilk duygusu dehşet olur. her an başına her türlü olayın gelebileceğini fark eder. ancak bu sadece gafletin ilk perdesinin kalkması sonucudur. daha sonraki perdeler de kalkmaya başlayınca, varlıkta tesadüfe asla yer olmadığını ve her olayın ancak sonsuz kuvvet ve kudret sahibinin tasarrufu altında cereyan ettiğini gözlemler. üstelik o zat sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir. dolayısıyla bu idraka ulaşan kişi, tekrar emniyet hissine kavuşur. mü’min’in bir manası da emin ve emniyette olan demektir.
ancak açıktır ki, her türden belalar ve musibetler yine de insanların başına gelebilmektedir. bunun sebebi de karmadır. kişinin geçmişte(hatta gelecekte) yaptığı negatifliklerin diyetidir veya o negatifliklerin limit değeri geçmesiyle madde aleminde tezahür etmesidir. bu noktada kişi suçu kendinde aramalıdır.
geçmişi anladık da, insan gelecekte yaptığı yanlış bir işin bedelini niçin ödesin diye düşünebilirsiniz. evet biz zaman kaydındayız ama ilahi bilgi ve evrensel bilgi işlem merkezi olan levh-i mahfuz, bu kaydın dışındadır. evren, varoluşunun başından sonuna kadar ilahi ilimde tek bir andır; tek bir kare filmdir. dolayısıyla üzerimize inen hüküm, bizim totalde değerlendirilmemizin bir sonucudur.
bela gelmez hak yazmayınca,
hak yazmaz kul azmayınca.
beladan korunmanın en önemli vesilesi istiğfardır. bu sebeple bir müslüman aksatmadan her gün 100 defa estağfirullah çekmeli ve kendindeki negatiflikleri sildirmelidir. imkan olduğunda 200 veya 300 adet çekmek daha güzeldir. istiğfar eden kimseler çoğu sıkıntıdan ucuz kurtulurlar. bir kısım sıkıntıların çekilmesi ise mukadderdir. onlar ilahi terbiyenin bir gereğidir ve herhangi bir yolla kurtulmak mümkün değildir.



