Senâî’nin; “küfür olsun, iman olsun, seni yoldan alıkoyan, geri bırakan her şey birdir. aralarında fark yoktur. seni dost’tan uzaklaştıran ister çirkin olsun, ister güzel; ikisi de birdir.” sözünün açıklanması:
iman insanı nasıl yoldan alıkoyar? burada senâî hazretleri yalnız dili ile müslümanım diyen, fakat gönlü müslüman olmayan kişileri kasdediyor. bir insan müslüman adını taşır, duymadan, hissetmeden ibâdet de yapar. fakat kur’ân ahlâkını yaşamazsa, onun taklidî ve sahte imanı o kişiyi hakk’a götürmez.
aynü’l-kuzât-ı hemadanî, zübdetü’l-hakayık adlı kitabında: “eğer mezhebi bir kişiyi hakk’a ulaştırırsa o kişi müslümandır. eğer mezhebi onu hakk’tan haberdar etmezse o yol, küfürden de beterdir” der. ben beni hakk’a götürmeyen mezhebi ateşe verir yakarım. allah’ım, benim için mezheb senin aşkındır. ne zamana kadar aşkını gönlümde gizleyeceğim? benim arzum ne dindir, ne de mezheb. ben senin yolunu, ben seni istiyorum allah’ım.” der.
(mesnevi’den)



