Ölüm Fikrinin İnsanları Çıldırtmıyor Oluşu 1
Bir kaç kez ölüm halini yaşadım(tasavvufi durumlar). orada insan neler hisseder az çok öğrendim. en son bir gece yarısı saat ikide o haldeyken uyanmıştım. beş dakika sonra o halin tesirinden çıktım, çay yapıp bilgisayarın başına oturdum. sonra da kendime gülüp, “demek insan gaflet sayesinde yaşayabiliyormuş” dedim.
ancak normal halimde net olarak biliyorum ki, ölüm diye bir şey yoktur. ölüm beden elbisesini çıkarmaktır. bir odadan diğer odaya, bir mekandan diğerine intikaldir.
ben de, sevdiklerim de, ebediyen varız ve diğer mekanda beraber olmaya devam edeceğiz; sonsuza kadar.
lakin buradaki bilinç bedenimiz oradaki fizik bedenimiz olacaktır ve insan bilinci için herhangi bir limit, had söz konusu değildir. eğer siz bilincinizi eğitir ve gereken seviyelere çıkartırsanız, orada sıkıntı çekmezsiniz.
kısaca demem o ki, tasavvuf büyüklerinin peşinden giderek şuurun yüksek mertebelerine tırmanmamız gerekiyor. bence en önemli iş budur.
bu işe de mesnevi okuyarak başlayabilirsiniz. her gün yatmadan önce veya sizce uygun bir vakitte 2-3 sayfa okumanız yeterlidir.
mesnevi indir
hedef: olayları, insanları, dünyayı, mevlana’nın gözünden görmek, değerlendirmek.
yöntem: mesnevi’yi tekrar tekrar okumak; gerekirse 1000 defa.
sebep: eyleme dönüşmeyen bilgi değersizdir; tekrar tekrar mülahaza edilen bilgi, insanı şah damarından yakalar ve adeta zor kullanarak eyleme, harekete, çalışmaya sevk eder.



