
Mısır= yeryüzü, arz, fizik beden, dünya, matriks(bilincin hapsolduğu sanal gerçeklik)
filistin, vaad edilmiş topraklar= melekût alemi, ruhani alem
mısırlılar = fizik bedene ait karanlık güçler ki bunlar içgüdülerimiz ve tüm bilinçaltı yönelimlerimizdir.
firavun = tüm bedensel güçlerin başı olan benliğimiz, egomuzdur.
israiloğulları = ruhani güçlerimizdir.
musa = tüm ruhani güçlerin merkezi olan kalpte tecelli etmiş ilahi nurdur.
kalbe inmiş ilahi nur, öncelikle bedensel güçlere mağlup olup onun kölesi haline gelmiş ruhani güçleri kurtarmak ister. ancak bedensel güçler ve ego buna engel olur. ancak kalp nuru beden üzerinde baskısını artırdıkça artırır ve en sonunda ruhani güçlerin salıverilmesini sağlar ve onlar melekût alemine doğru yükselişe geçerler.
direnişe devam eden karanlık güçler ve ego, en sonunda kalbin nur denizinde imha olurlar. tüm fizik beden kalp nurlarının istilası altına girer.
buraya kadar anlatılanları matriksten yani bilincin hapsolduğu dünya denilen sanal gerçeklikten çıkış için de aynen tekrarlayabiliriz. bu da aynı hadisenin ikinci kat anlamını teşkil eder. birinci kat anlatım daha çok tasavvufta kalbin tasfiyesi denilen arınma işlemine, ikinci kat anlam da nefsin tezkiyesi denilen sürece karşılık gelir.
peki olay burada bitiyor mu?
elbette bitmiyor. israiloğulları(ruhani güçler) özgür kaldıktan sonra ruhlar aleminde maceralarına devam ediyorlar. ruhani bölgede de çözülmesi gereken sorunlar var çünkü.
not: bir arkadaş mesaj atmış ve katkıda bulunmuş: “kudüs’ün fethi ile ilk kıble marifetünnefs elde edilir; mekke’nin fethi ile de ikinci kıble yani marifetullah bulunur”. maşaallah…



