Her şuur mertebesinin kendine göre ilimleri vardır. ilgili mertebeye gelen kişi için en küçük bir vesile o ilimlerin kendiliğinden kalbe doğmasına yol açar. ufacık bir söz, olay, tecrübe, alakasız bir şahsın ifadesi, tv’den radyodan duyulan bir konuşma vs. ilhamı tetiklemek için yeterli olur.
ilgili mertebeye gelmeyen birine o mertebenin ilimleri ne kadar anlatılırsa anlatılsın, kesinlikle anlamayacaktır; ezberleyebilir ama anlamaz. bilgi obezleri böyle ortaya çıkarlar.
hatta bu minvalde güzel ve hikmetli bir ata sözümüz de vardır; “anlayana sivrisinek saz; anlamayana davul zurna az” diye…
peki böyle bir inceliğin mevcudiyetine rağmen niçin başkalarının kitaplarını veya yazılarını okuyoruz diye sorabilirsiniz(!)
yolun başındakilere genel bir yatkınlık ve kıvam kazanmak içindir o okumalar. ancak bu aşamada soru sormak pek faydalı olmayacaktır; zira yolun başında olanların soruları, çoğunlukla soru olmayıp vesveseden ibarettirler. o safhada en iyisi fazla detaya dalmadan genel bir çalışma ile devam etmektir. zamanı gelince her mertebenin ilmi ve marifeti kalpte/bilinçte kendiliğinden hasıl olacaktır.



