Sekter, sözlükte “katı, hoşgörüsüz” olarak tanımlanmış. işin aslını anlamak için kelimenin köküne bakın.
sect; parça, kısım, kesim, hizip demek.
düşük şuurlar ancak kısmi bakış açısına sahip olurlar. kısmi şuurlar ise, varoluşu parçalayıp bir kısmına kendini angaje ederler; diğer kısımlara ise düşman olurlar. bu ayrıştırma din, mezhep, milliyet, görüş, hizip ve sayısız şekillerde olabilir.
hepsinin temel karakteristiği şunlardırr:
1. bir parça tanımlamak
2. egoyu ona iliştirmek(embedded ego)
3. diğer parçalarla kavgaya, çekişmeye başlamak.
insanın kan dökücü bir varlık olmasının, kavgaların, fanatizmin, vahşetin, hoşgörüsüzlüğün altıda yatan neden düşük mertebeli şuurdur. şuur yükseldikçe tevhide, birliğe doğru yaklaşır, varoluşu bütün olarak görmeye başlar.
tasavvuf ehlinin sürekli hoşgörüden dem vurması bizim anladığımız gibi bir şey değildir. onlar çiçek böcek, hoşgörü edebiyatı yapmamaktadırlar. mesela başparmak, diğer parmakları kendinden ayrı ve de düşmanca görebilir mi? böyle bir şeye imkan var mıdır? cüzi ve kısmi bakış açısından parmaklar apayrı varlıklar olarak görülebilir; ama daha geniş bir zaviyeden bakılırsa aslında ayrı olmadıkları görülecektir. tıpkı bunu gibi, yükselmiş ve tevhide ulaşmış bir şuur, varoluşu bir bütün olarak görür. artık hiçbir varlığı incitmesi mümkün olmaz; çünkü onları kendinden ayrı görmez. insan, hayvan, bitki vs….
tevhid noktasına gelememiş kimselerin merhameti, hoşgörüsü, insancıllığı, hayvan sevgisi hep edebiyattır, göstermeliktir, sahtedir, egonun bir başka tezahürüdür. onların durumunu tasavvuf büyükleri çok iyi bilirler.
bir gün mevlana ve müritleri yolda giderken, koyun koyuna, sarmaş dolaş yatmış köpekler görürler. mürtilerden bir tanesi, “efendim bakın, ne kadar muhabbet içinde yatıyorlar” der. mevlana güler ve “aralarına bir kemik at, ondan sonra gör muhabbetlerini bir de” der.



