Hayat Nedir Sorusuna Verilen Tek Kelimelik Cevap 1
Tramplendir.
malum olduğu üzere tramplen esnek bir tahtadır. günümüzde kompozit malzemeden yapılmaktadır. hayat da bir nevi tramplen hükmünde olup bizi şuurun yukarı mertebelerine çıkarmak için kurgulanmış ve dizayn edilmiştir.
madde, titreşimi düşürülmüş bir enerjidir. bu nedenle maddi olan her şey şuura ağırlık verir ve onu dibe çekme eğilimi taşır. ancak işte bu eğilimdir ki, aynı zamanda şuura yükselme imkanı tanıyandır. zaten hayatı tramplene benzetmemiz de bu yüzdendir. eğer yöntemini bilirsek, maddenin ağırlığı ve bizi dibe(düşük şuura, kötü ahlaka, cehenneme) çekme eğilimi tramplenin aşağı doğru eğim kazanması hükmüne girer ve bizi üst şuur mertebelerine doğru atar.
zira madde bir antitezdir ve onun neden olduğu karanlıklar, şerler, kötülükler olmadan şuur yükselişini yapamaz. şuurun yükselişi diyalektik sürece bağlıdır. o da tez-antitez çatışması demektir. ancak elbette yükseliş için antitezde, karanlıkta, şeytanda takılı kalmamak şarttır.
şuur, yükselirken her mertebede onu dibe çeken antitez veya şeytan ile yüzleşmek zorunda kalır. burada ilginç nokta şudur ki, antitezi yok etmekle(stalin gibi düşmanını kurşuna dizmekle) yükseliş sağlanamaz. bilakis düşmanını kucaklamak, onu kendinden ayrı görmemek ve şuur olarak onu aşacak seviyeye gelmek gerekir. bu hikmetledir ki, aslında şeytan bizden ayrı bir varlık değildir. gerçekte şeytan bizim karanlık yönümüzdür. iblis, her birimizdeki karanlık yönün zâhirdeki karşılığıdır; çünkü o kendindeki aydınlık yönü tamamen yok etmiş ve yüzde yüz karanlık bir varlık haline gelmiştir. ancak her birimizde, karanlığımız kadar hükmetme yetkisine sahiptir. karanlığı olmayana şeytanın hükmü geçmez. ancak karanlık yönü yok etmek her babayiğidin harcı değildir.
“şüphesiz benim gerçek kullarım üzerinde senin bir gücün yoktur. vekil olarak rabbin yeter” (isra 65)
üniversite yıllarında çiçeği burnunda bir genç iken kemalistleri, batıcıları yok etmek isterdim. “allah bir gün bize fırsat verirse hepsini kurşuna dizeceğiz” derdim. ancak sonradan işin hakikatini idrak edince, o tür ilkel duyguları geride bıraktım. yine kemalistleri yok etmek istiyorum elbet; ama bu sefer şuur olarak onları aşarak ve onları varlık planında gereksiz kılarak bunu başarmak istiyorum.
kültürde medeniyette batıya denk hatta onu aşmış bir islam dünyası inşa edebildiğimizi düşünün: müreffeh, mutlu, zengin, inançlı, adaletli bir toplum… böyle bir toplumda kemalist veya batı özentilerinin çıkması mümkün müdür?



