Gördüğünüz gibi hayat adeta bir ırmak gibi sürekli akıyor, değişiyor, dönüşüyor. bunu durdurmanın imkanı yok. kurulan bütün dengeler eninde sonunda yıkılmaya mahkum. zaman hiç doymak bilmeyen bir canavar gibi varlığı her an kemiriyor, yutuyor.
ruhun yeryüzüne tenezzül etmesi, inmesi insanlık namına bildiğimiz bütün olguların kaynağıdır. bilim, sanat, adalet, düzen vs…hepsi ruhun madde planında kendini açmasından ve farklı farklı görünümlerinden ibarettir. hatta o kadar ki, pastane vitrininde gördüğünüz o süslü pasta bile, aslında ruhun âli sofrasından yeryüzüne düşmüş bir gölgedir.
ruh tıpkı bir su gibi, donduğu, materyalize olduğu demde bulunduğu kabın, çevrenin, ortamın şeklini alır. 1400 yıl önce arap çöllerine indiğinde de aynısını yaptı ve kendini o devrin şartlarına, çevre özelliklerine, arap adet ve örfüne göre açtı.
1400 yıl önceki şekil ölçülerinde ısrar edenler neticede dinin yıkılmasına yol açarlar çünkü zaman dışı kalmaya ve toplumsal çöküntüye sebebiyet verirler. ister istemez dinin toptan reddi, kaçınılmaz bir sonuç olur.
bu esnada ne yardan ne de serden vazgeçemeyen türedi yenileyiciler de çıkacaktır elbet. onlar da kendi kuru akıllarıyla dini kesip biçip yenileyebileceklerini zannederler.(yaşar nuri öztürk, edip yüksel ve benzerleri gibi). halbuki bunların kasaplık faaliyetlerinden sonra dinden geriye pek bir şey kalmaz.
netice itibariyle, suret kaydından çıkamayanlar özü kabuktan ayırt edemezler. işte müceddit dediğimiz din yenileyicisi bunu başarabilecek ferasettedir. onun nazarı öylesine keskindir ki, anında işin özünü, lübbünü, ruhunu teşhis edip, ensesinden yakalayıverir.
kabuğu bir yana ayırdıktan sonra o özü, içinde bulunduğu şartlara göre yeniden donmaya zorlar. böylece yenilenme işlemi gerçekleşmiş olur.
son olarak, birilerine yenileyicilik atfetmeden önce kendinize sorunuz, işaret ettiğiniz zat neyi yenilemiş? yeni olarak ortaya ne koymuş? ihdas ettiği yenilik bir işe yaramış mı? ölçümüz her zaman olduğu gibi, “ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” sözüdür. pazara sürülen mala talep yoksa, geçiniz. çünkü iyiyi, güzeli, yeniyi, işe yarayanı insanoğlu istese de istemese de kabul eder. bilgisayardan, iphone’dan kaçabildi mi?



