Din, Evrensel Düzen ve SünetullahDua ve Bumerang KanunuGüzel Ahlak vs Kötü AhlakRabbŞuur-Yüksek Şuur-Düşük Şuur

Tanrıdan Eşek İsteyen Yaşlı Adamın Kıssası

Daha önce şu makale’de (bkz: tanrıdan eşek isteyen adam/#133247800) anlattığım kıssayı ayrıntılı olarak ele alalım. evet o kıssada verilmek istenen dersi herkes az çok anlamıştır. ancak kıssanın teknik analizi de gereklidir kanaatimce.

çok yaşlandığı için dağdan odun getirmekte zorlanan adam, tanrıdan bir eşek istiyor. tanrı da ona cevaben, komşusu için iki tane eşek dileğinde bulunursa, ona bir tane eşek vereceğini söylüyor.

– peki tanrı niçin doğrudan kulunun isteğini vermek yerine, ona bir şart koşuyor? tanrı için kuluna eşek vermek çok mu zor?

+ bu sorunun cevabını doğru verebilmek için olayı en baştan ele almamız gerekmektedir. o şahıs ömrü boyunca sırtında odun taşımıştır dağdan. tanrı niçin ona en baştan eşek vermemiştir? işte o sır, tanrının eşek vermek için koştuğu şartta gizlidir.

“komşun için iki tane eşek dileğinde bulun”…demek ki bu adamda çekememezlik ve haset hastalığı varmış ve bu hastalık evrende işleyen düzenin bir gereği olarak, ona fakirlik ve geçim sıkıntısı olarak geri dönmüş.

ilk başta bu bize bir ceza gibi görünebilir. evet bir yönden de cezadır zaten. ancak diğer yönden adamın hastalığından kurtulması için düzenin ona bir baskısı, onu dürtmesi ve zorlaması olarak da görebiliriz o sıkıntılı hayatı. nitekim söz konusu sıkıntı, onu bir şekilde ilacını aramaya itmiş ve nihayet buldurmuştur. o ağır bilinç tıkanıklığından kurtulmasına ramak kalmıştır. ancak son kademede yaşlı adam o ilacı içmeyi reddetmiş ve tedavi olamamıştır.

oysa kendine verilen ilacı kullansa, yani komşusuna iki tane eşek vermesi için tanrıya dua etseydi, ondaki haset ve çekememezlik hastalığı yok olup gidecekti. böylece prangasından kurtulan bilinç, hakka doğru yükselişe geçecekti. haset, kişiyi haktan perdeleyen en ağır hastalıktır. hiçbir bilinç hastalığı haset kadar korkunç değildir.

– isnetus, tanrı ona yine de eşek verseydi ne olurdu sanki?

+ o zaman tanrı ona iyilik yapmış olmazdı. zira artık adamın o tıkanıklıktan kurtulması tamamen imkansızlaşırdı. daha da kötüsü, çarpık bilincine rağmen nimetlere ulaşması onu her geçen gün daha da azdırır, ahlakını daha da bozar ve haktan iyice uzak düşürürdü.

bu dünyada nimete ulaşmış pek çok kimse vardır ki, aslında hepsi gazaba uğramıştır. bir kimse artık tedavi kabul etmez raddeye gelirse, mekr-i ilahiye uğrar; yani artık üstündeki sıkıntılar kaldırılır, nimetler verilir; gerçekte ise o nimetlerin hepsi beladır ve onu büsbütün haktan uzaklaştırır(işte haset etmemek için bir diğer neden daha… adam belasını bulmuş, neyini kıskanıyorsun?)

bu noktada rızkın dağıtımındaki hikmetlerden birini de sezebiliriz. evet tanrı sonsuz cömerttir. herhangi bir kaynak sıkıntısı yoktur. dilese hepimizi lüks içinde yaşatabilirdi. ancak mesele o değildir. mesele, dünya denilen ortamın insan bilincini yükseltecek şartlarda dizayn edilmiş olmasıdır. rab kulunu terbiye etmek için gerektiğinde antitezleri de(fakirlik, belalar, hastalıklar, azaplar vs…) kullanmaktadır. her şey insan bilincinin yükselişi ve hakka ulaşması içindir.

isnetus 18.06.2022 10:36 ~ 10:42

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu