Tanrıya İnanmak İçin Dine İhtiyaç Var Mı 3
Az gittim, uz gittim dere tepe düz gittim. bir de baktım ki, bir arpa boyu yol gidememişim. o zaman çok sinirlendim…
“lâ ilâhe” dedim bütün putları reddettim. hem dışımdaki hem de hayalimdeki putları. bir anda kendimi bir boşlukta buldum. ne güzel eskiden başım sıkışınca tanrımdan yardım isterdim o da beni kırmaz, bir iki kıyak geçerdi. ama bazen hiç oralı olmadığı zaman bozulurdum. hatta “bütün bu musibetleri bana niye veriyorsun, ben sana ne yaptım?” demişliğim bile vardır.
dedim ya, “lâ ilâhe” deyince o “tanrı öldü”. artık ben ne yapacaktım, başım sıkışınca kimden yardım isteyecektim. ortalarda sersefil kalmıştım, kimsesiz, çaresiz, evet üşüyordum…
tam bu sırada içimden bir ses “bu yolda sen ilk değilsin, senden önce bir çok kişi, peygamber ve evliyalar bu yoldan geçti ve şuurun çok yüksek mertebelerine vardılar ve ne sırlar keşfettiler, onların ayak izlerini takip et” dedi. gönlüm biraz ferahladı. yalnızlık ve vahşet hissinden kurtulmuştum.
onların ayak izlerini aradım. ben bir patika bulacağımı zannerderken karşıma sekiz şeritli gidiş-geliş otoban çıktı. şaşırdım, işte din denilen bu otoban arş-ı âlâ’ya uzanıyor…



