Marifetullah(allah’ı bilmek ve tanımak) bir meyvedir; onun ağacı ise tefekkürdür.
tefekkür, kalpten gafleti tard eder. kalbin uyanık hâle geçmesi ise, zikrin hakikati ve ta kendisidir.
şeytanda tefekkür yoktur; dolayısıyla marifet de yoktur. şeytanın çok bilgili olması onu marifet sahibi yapmamaktadır.
evet, şeytanda marifet yoktur ama onun varlığı bizim marifet edinebilmemiz için bir vesiledir; çünkü tefekkür diyalektik bir süreç gerektirir. zıtların çarpışması olmadan tefekkür de olmaz. bâtılın, şerrin, sapıklığın, dalaletin, küfrün, şeytanın var oluşunun hikmeti işte budur.
evet, dünya her açıdan berbat bir yerdir; ancak tefekkür etmek için mükemmel ve bulunmaz bir ortamdır.
tefekkür ehli, aynı zamanda istişâre ehlidir.



