Teslimiyet 2
Bir okuyucu mektubu:
“yaptığım okumalarda sayısız defa geçen teslimiyet konusu; tedbiri birakmak , ihtiyarı terk etmek şeklinde işlenirken geçen akşam kendi kendime söylediğim “teslim oluyorum ” cümlesi bambaşka bir halin ifadesiydi.
benim teslimiyetim, gönül hoşluğu ile ihtiyari terk etmek değil de; yenileceğini, ne kadar savaşırsa savaşsın son tahlilde hep yenileceğini kesin bir şekilde anlayan askerin can havli ile teslim olması gibi bir şeydi.
benim teslimiyetim , koca bir savaşın ardından gelen mağlubiyet gibiydi.
yalnızlık benim fakrım. boşuna yormuşum bunca zaman kendimi. teslim olduktan, savaş beni terkettikten sonra ne kadar hafifledim anlatamam. hezimetle gönderilen bu yardım , bana daha geçen gün mesnevi’de okuduğum, Hz. Peygamberin esirlere bakıp gülümsemesi ve “şaşarım o topluluğa ki, onları zincirlere bukağılara vurmuşlar da çeke sürükleye cennete götürüyorlar” buyurması hadisesini hatırlattı.
bu sadece bir cephenin durumu . kimbilir daha ne çok savaş var terketmem gereken…rüyamda anasır-ı erbaa ile savaşmamam söylenmişti. boşuna değilmiş vesselam…
gittiğim sevimsiz psikiyatrist yarım saatlik konuşmanın ardından “genetik kaygı bozukluğu ” teşhisi koymuştu. ilaçla tedavi şart demişti, ben de tamam demiştim.”
not: ego, çizgisel savunma yapmaz; alan savunması yapar. her metrekare toprağı kanıyla canıyla savunur. tam manasıyla köşeye sıkışmadan teslim olmaz. iman nuruna sahip olmayanların bu noktaya gelmesi tehlikelidir; çünkü intihar riski vardır. intihar, egonun “teslim olacağıma ölürüm” deme şeklidir. evrensel intihar yasağının sebebi budur.



