Kuran’ın Dünya’nın Yuvarlak Olduğunu Söyleyememesi
“Ona , (şirk pisliğinden – hayvaniyetinden) arınıp, temiz olanlardan başkası dokunamaz” (vakıa 79)
kuran okuyup da gerçekten faydalanabilmenin asgari şartı, “kalbin tasfiyesidir”. gerçek şartı ise “nefsin tezkiyesidir”
kalbin tasfiyesi= ruh güneşinin kalbe parlaması ve ilahi isimlerin nurlarının kalpte açığa çıkması. oradaki karanlıkların yanması. kalp tıpkı bir ayna gibidir.
nefsin tezkiyesi= nefsin arıtılması; tevhidin* idrakı; la ilahe illallah’ın manasının hakikatiyle anlaşılması. tezkiye çok zor bir işlemdir; zira nefs son derece şerli ve şeytani bir varlıktır.
kupkuru bir akılla kuran okuyup, anladım zannedenler ise bahis dışıdır. onlar apaçık dalalettedirler. onlar kuran’ı menfaatlerine alet edenlerdir. zaten kapkara bir kalp aynasında hiçbir ilim, hikmet zahir olmaz.
“öyle bir zaman gelecek ki kuran okuyanlar çoğalacak; fakîhler* ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. daha sonra öyle bir zaman gelecek ki, insanların okuduğu kuran boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (hakim, müstedrek, v, 504)
bu dediklerimin sağlaması çok basit. sabah akşam kuran’dan dem vuranların haline bakınız. hiç size olmuş bir insan izlenimi veriyorlar mı? yüzlerinde nur, dillerinde hikmet var mı?



