
Timur hakkında sayısız zulüm ve katliam hikayeleri anlatılır.
doğrudur…gerçekleri inkar edecek değiliz elbet. ancak ben bir noktaya dikkat çekmek istiyorum:
bir yönetici topluma nasıl davranacağını kendisi tayin etmez. toplum kendi kolektif bilinç seviyesi ile kendisine nasıl davranılması gerektiğini lisan-ı haliyle ona dikte eder.
toplumsal bilinç seviyesi düştükçe, düzeni sağlamak için daha sert tedbirlere baş vurmak gerekir. seviye daha da düşerse, o toplum ancak istibdat ve dikta ile yönetilebilir.
askerde çingenelerden oluşan bir takıma çavuş olarak atandığımızı farz edelim. onları askeri disiplin içinde tutabilmek için işkence derecesine varacak tedbirlere başvurmak zorunda kalırdık. başka türlü düzeni sağlamak mümkün olmazdı. çingeneler o sert tedbirleri lisan-ı halleri ile bize zorunlu kılmış olurlardı.
bu söylenenler aynı zamanda Hz. Osman için insafsız hüküm verenlere de cevaptır. Hz. Osman devrinde artık nübüvvet nuru sönükleşmeye yüz tutmuştu. bir sahabi der ki, “Resulullah defneder etmez, kalplerimizdeki değişikliği hissettik”; çünkü artık imanları görmekten işitmeye kalmıştı. zaman geçtikçe toplumsal seviye daha da düştü ve artık yönetim kabile asabiyetine dayanmaksızın mümkün olmadı. nitekim daha sonra Hz. Ali “tam adalet düsturu” ile hareket etmesine rağmen başarılı olamadı. zira Hz. Ali o toplumsal seviye için fazla iyi idi. öyle bir toplumu ancak kabile asabiyetine dayanarak idare etmek mümkündü ve ümeyyeoğulları öyle yaptı; başarılı da oldular…
son söz: tarihte her ne olmuşsa öyle olmak zorunda olduğu için olmuştur; başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur.



