Malum olduğu üzere antik çağın en iyi piyadelerini yunanlılar yetiştirmişti. bunlar falanks denilen piyade formasyonları/teşkilleri idi. yunanlılar bu formasyonlarda kalkanlarını birbirine kitleyip kitlesel vuruş kabiliyeti elde ediyorlar ve teke tek savaşan hasımlarına karşı büyük bir üstünlük sağlıyorlardı.
büyük iskender bu yunan piyade formasyonları ile o zaman bilinen dünyanın yarısını ele geçirmişti. iskender’in falanks birlikleri yunanlılarınkinden biraz daha uzun mızrak taşıyorlar ve kalkanları da daha ufaktı. ancak ana mantalite aynı idi: kitlesel vuruş kabiliyeti…adeta zırhlı piyadeden oluşmuş organik bir tank…
romalılar da yunan’dan öğrendikleri falanks formasyonunu benimsediler ve yerel şartlara göre biraz daha farklı düzenlediler. bu askeri yapı sayesinde akdeniz çevresindeki tüm ülkeleri fethettiler.
ancak falanks birliklerinin tüm kerametine rağmen bir zayıf tarafı vardı. yoğun süvari birlikleri karşısında çaresiz kalıyorlardı. nitekim orta asya göçebelerinin akın akın avrupa’ya gelmeleri ile birlikte roma sarsılmaya başladı ve nihayet yıkıldı. batı roma’nın yıkılışından itibaren bin yıl boyunca savaş meydanlarının belirleyicisi süvari birlikleri oldu. bu dönem atlı step kavimlerinin altın çağıdır.
avrupa’da ilk defa ağır süvari karşısına çıkmaya cesaret edebilenler isviçre’li mızrakçılar idi. isviçre’lilerin mızrakçı alayları bir ölçüde süvarileri dengeleyebiliyorlardı. daha sonra ise 16. yüzyılda ispanyollar süvarilere karşı tercio denilen formasyonu geliştirdiler. tercio, mızrakçı ve tüfekçi karışımından oluşuyordu. tüfekçiler uzaktan atış yaparak süvarileri avlayabiliyorlardı. ancak süvariler yakına geldiğinde ise kendileri av oluyorlardı. işte tercio formasyonu bu sorunu çözdü. tüfekçiler sürekli atış yapıyor ve süvariler yakına geldiğinde ise hemen mızrakların ardına sığınıyorlardı.
tercio ile tüfek sahalara sıkı bir giriş yapmıştı. osmanlı tımarlı sipahilerinin avrupa’da ilk yenilgileri tatmaları da bu döneme denk düşer.
tüfekçi birliklerini bir kademe daha ileriye taşıyanlar ise hollanda’lılar oldu. ispanya’ya karşı ayaklandıkları için bunu mecburen başarmak zorunda kaldılar desek yeridir. hollanda prensi maurice of nassau, antik roma savaş taktiklerini inceleyerek kendi zamanı için devrim çapında bir yöntem geliştirdi. salvo atışı(volley fire) onun eseridir.
o zamanki tüfekler ağızdan dolmaydı ve dakikada ancak iki veya üç atış yapabiliyorlardı. üstelik tüfekler yivli olmadığı için isabetsizdiler. ardarda dizilmiş saflar halindeki tüfekçiler komutla ateş ediyorlardı. ateş eden ilk saf hemen en arka safa koşuyor ve tüfeklerini dolduruyorlardı. peşinden önde kalan saf ateş ediyordu. böylece sürekli bir tüfek atışı elde edilmiş oluyordu. bu taktik romalıların yorulan ilk safın hemen en arka safa geçmesi yönteminin aynısı idi.
tüfeğin savaş alanında bu şekilde tam olarak yerini alması ile yepyeni bir çağ açıldı. atlı step kavimlerinin ve bu arada türklerin sonu gelmişti. tüfek ile beraber bin yıllık süvari çağı sona erdi.
ağızdan dolma tüfek atışları şöyle bir şeydi:
edit: yandex linkli videolar bazı tarayıcılarda açılmadığı için youtube linkleri ile değiştirildi.



