Türkiye’de Bilimin Gelişmeme Nedenleri 2
Öncelikle “bilim” öyle kutsal, esrarlı, buğulu bir şey değildir. insan tarafından geliştirilmiş bir bilgi edinme yöntemi ve o yöntemle elde edilmiş bir bilgi türüdür.
üretimden, kapitalizmden bağımsız “bilim” düşünülemez.
dolayısıyla ne kadar yırtınırsanız yırtının, tarım toplumlarında bilim milim olmaz.
üretim için teknoloji gerekir. teknoloji bilimin maddeye tatbik edilmiş halidir. bir kapitalistin kâr arzusu olmadan “bilim” gelişemez veya gelişse bile sürdürülemez.
türkiye ancak 2000’li yıllardan itibaren bir sanayi ülkesi sayılabilir. o da sadece giriş seviyesi bir sanayi ülkesi. kesinlikle ileri seviye bir sanayiden bahsetmemiz mümkün değil.
türkiye’de gerçek bir kalkınma hamlesi ve sanayileşme sürecini turgut özal başlatmıştır. turgut özal, çin’i mao’nun öğretisinden ve iptidai komünizmden kurtaran “deng şiao ping”in türkiye muadilidir. biri ülkesini kızıl komünizmden, diğeri ise “karanlık kemalizm”den kurtarmıştır. ilginçtir iktidar döenmleri de örtüşür. kaderin garip bir cilvesi olsa gerek.
lakin “deng” eceliyle ölüp, varisleri onun reformlarını tavizsiz uygulamaya devam etmiş. bizde ise kemalistler özal’ı tasfiye etmişler ve reformları sekteye uğratmışlardır. türkiye’nin 1990’lı yılları tamamen kayıp yıllardır.
türkiye’nin ve çin’in hali ortada.
şu kemalizm virüsünden kendimizi bir kurtarabilseydik. gerisi gelirdi…



