SavaşAskerlikKalp - AltbeyinTasavvuf (Seyr-i Süluk)

Ülken İçin Ölür Müsün

Askerde bize pek söylemediler ama uzun dönemlere “bu silah senin karın” türünden telkinlerde bulunuyorlardı. tabii ilk başta komik gelmişti bize bu sözler. biz okumuş etmiş adamlardık, bir demir parçasını “karımız” kabul edebilecek ilkellikte değildik.

ama gördüklerim, yaşadıklarım sonrasında yavaş yavaş anlamaya başladım her şeyi. aslında askeriyede bize aptalca, mantıksızca görünen tüm işlerin arka planı vardı ve belki de insanoğlunun binlerce yıllık deneyimi yatıyordu orada.

bir askerin tüfek disiplinini mutlaka kazanması gerekiyor. bunu açmaya gerek yok sanırım. ancak siz 20 yaşında pek eğitim görmemiş bir anadolu gencine, bunu rasyonel bir şekilde izah edemezsiniz. etmeye kalkarsanız bir kulağından girip, öbür kulağından çıkacaktır. onu en hassas noktasından vurmalı ve mevzuun önemini kavramasını sağlamalısınız. işte askeriye bu yöntemi bulmuş ve “tüfek senin karındır, namusundur, onu öylesine korumalısın” telkiniyle gereken hassasiyeti oluşturmuştur.

üstelik mezkur tavır başta irrasyonel görünmesine rağmen sonuçları itiabariyle hiç de öyle değildir. disiplinli ve savaşabilir bir ordu kuramazsanız, namusunuzun elden gideceği aşikardır. 21. yüzyılda yaşıyor olmamız, düşman askerlerinin ilkel dürtülerinden kurtulduğu anlamına gelmiyor. ağır medya etkisi altında kalan kimselerde o türden zanların mevcut olduğunu gördüğüm için, bunu belirtme ihtiyacı duydum. eğer savaşı kaybederseniz ve şehirler düşman işgali altına girerse, kesinlikle kitlesel tecavüzler yaşanacaktır, bunu kimse engelleyemez. ikinci dünya savaşı akabinde rus işgali altındaki alman kentlerinde kadınların neler yaşadıklarını okuyabilirsiniz isterseniz.

işte “ülke için ölmek” tabiri de aynen önceki örnekte belirttiğim manayı taşımaktadır ve kesinlikle hiçbir mazeretle iptal edilemez. bu soru karşısında her birimizin cevabı şu olmalıdır.

” ülkem için gözümü kırpmadan ölüme giderim, kanımın son damlasına kadar savaşırım, düşman karşısında tek bir adım bile geri atmam, cesedimi çiğnemeden yabancı bir postal bu topraklara adım atamaz”

bak arkadaşım!

bu bir irade beyanıdır, azimdir, tüm potansiyel düşmanlara meydan okumaktır. hakkını verirsen, savaşa bile gerek kalmadan düşmanın iradesi kırılacaktır. sana karşı harbe girmeye cesaret edemeyeceklerdir. ama tersi eğilimlerin yaygınlaşması durumunda yabancı istihbaratçıların gözünden kaçmayacak ve “türk gençliği eskisi gibi değil, oldukça dejenere olmuş, askerlik vasıflarını kaybetmiş, bizim için ciddi tehdit değiller” raporlarının yazılmasına sebebiyet verecekdir.

ülken için ölmeye hazır olursan, yaşarsın. hem de başı dik, özgür.

ülken için ölmekten kaçarsan, ölürsün. yaşasan bile ölmekten beter olursun. utanç içinde, tüm kutsalları çiğnenmiş, namusu elden gitmiş, boynu bükük, köle ahlakını haiz olarak.

not: yukarda izah edilen hakikatin tasavvufta mikro ölçekli karşılığı vardır. buna göre, vücut kişinin ülkesidir. nefs ve şeytan düşmandır. ruh padişah/cumhurbaşkanı; akıl, vezir/başbakan; meleki güçler de askerdir, ordudur; bunlar, nefs ve şeytana karşı savaşırlar. vücut iklimini karanlık güçlere karşı canları pahasına savunurlar. başarısızlık durumunda, nefs ve şeytanın istilası altında insanlık kaybedilir.

isnetus 05.07.2016 14:27 ~ 15:57

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu