Hz. Ali’nin kız kardeşidir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu evinde ziyaret eder ve onun evinde kaylule uykusu uyurdu. onunla istişare eder ve görüşüne muhalefet etmezdi.
Ümmü Hani (radıyallahu anha) anlatıyor:
Mekke’nin feth edildiği gün Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına gitmiştim. yıkanıyordu. Fatıma ona perde tutuyordu. selam verdim.
“kim o?” diye sordu.
“ben Ümmü Hani” dedim.
“hoş geldin, Ümmü Hani” dedi. yıkanma işi bitince kalktı tek bir elbise içinde sekiz rekat namaz kıldı.
“ya Rasulullah! Ali benim eman verdiğim iki kişiyi öldürmek istiyor” dedim. bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
“senin eman verdiğine biz de eman verdik ey Ümmü Hani” buyurdu. bu namaz kuşluk namazıydı.
ibni mülcem, onun sevgili kardeşi Hz. Ali’yi şehit ettiğinde Ümmü hani hüznünün şiddetinden yataklara düştü ve bir daha da kalkamadı. sonunda rabbine kavuştu.
Peygamber efendimiz hicretten bir yıl önce tebliğ maksadıyla taif halkından hiç kimsenin iman etmemesi ve kendisine işkence yapmaları üzerine Rasulullah (sav) Mekke’ye geri döndü.
çok üzgündü ve her taraf düşman doluydu. bir gece Mekke’de Ümmü Hani’nin Ebu Talib mahallesinde bulunan evine geldi. Ümmü hani o zaman henüz iman etmemişti. Peygamber efendimiz kapısını çaldı. içeriden Ümmü Hani’nin sesi duyuldu.
“kim o?” Rasulullah (sav):
“amcanın oğlu Muhammedim, kabul edersen, misafir olarak geldim.” dedi. Ümmü Hani:
“senin gibi doğru sözlü, emin, asil, şerefli misafire can feda olsun. yalnız, teşrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz bir şeyler hazırlardım. şimdi yedirecek bir şeyim yok” dedi.
“yiyecek içecek istemem. hiçbiri gözümde yok. rabbime ibadet etmek ve yalvarmak için bir yer bana yetişir” dedi.
Ümmü Hani, Rasulullah (sav)’i içeri alıp bir hasır, bir leğen ve bir ibrik verdi. gelen misafire ikram etmek ve onu düşmandan korumak araplar için en şerefli vazife sayılırdı. bir evdeki misafire zarar gelmesi ev sahibi için büyük yüz karası olurdu.
Ümmü Hani amcasının oğlunun Mekke’de düşmanlarının çok olduğunu, hatta onu öldürmek isteyenlerin olduğunu bildiği için sabaha kadar onun için nöbet tutmaya karar verdi. babasının kılıcını alıp, evin etrafında dolaşmaya başladı.
Rasulullah (sav) efendimiz, o gün çok incinmişti. abdest alıp, yalvarmaya, af dilemeye, kulların imana gelmesi, saadete kavuşmaları için duaya başladı. çok yorgundu, açtı ve üzüntülüydü. hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi. sonra Cebrail (as) gelip ayağının altından öperek uyandırdı. bundan sonra Rasulullah (sav) uyanıkken ruh ve bedeniyle miraca çıkarıldı.
ertesi sabah Peygamber efendimiz Ümmü Hani’ye gece miraca çıktığını anlattı. Ümmü Hani:
“ey amcamın oğlu! sakın bunu kureyş’lilere söyleme. onlar seni yalanlarlar ve seni üzerler” dedi. Rasulullah (sav):
“vallahi ben bunu onlara söyleyeceğim” dedi.



