
Bir arkadaşımızın gördüğü rüya:
burak adlı arkadaşımın iki yüzüğü var. birisi nişan yüzüğüymüş. diğeri de yılan şeklinde bir yüzük. yılan parmağına dolanmış gibi. bak bu yüzük açılıp kapanıyor diyor bana. açılınca düz bir yılan, kapanınca ağzı ile kuyruğu birleşik yüzük oluyor.
burak: miraca yani hakkın huzuruna götüren bir tür binek.
birinci yüzük kalbin tasfiyesine yani nurların kalbe doğuşuna işaret ederken, yılan şeklindeki ikinci yüzük nefsin tezkiyesine işaret eder.
nefs adlı o yılan, normalde kuyruk sokumunda uyur durumdadır. ancak dışarıya yine de bir enerji sızıntısı yapar ve bu enerji tüm bedene hayatiyet verir. bu enerji negatiftir yani göklerin değil de yerin, toprağın enerjisindendir. o yüzden insanı maddiyata, dünyaya, şehvete çeker.
normal insanların dünyaya ve şehvete düşkünlüğünden, cüzi bir sızıntının bile ne derece etkili olduğunu tahayyül edebilirsiniz. bir de o yılanın tamamen etkinleştiği ve uyandığı insanların halini düşünün!
evet o yılanın etkinleşmesi kişiye olağanüstü bir bilinç ve farkındalık kazandırır ama aynı zamanda onu cehenneme atar. tabii bu söylediklerim iman sahipleri için geçerlidir. zira iman sahibi o yılanı tesviye ede ede, titreşimini yükselte yükselte zümrüd-ü anka kuşuna dönüştürmekle yükümlüdür. bu da cehennem ateşinde yanmakla olabilecek bir şeydir ancak. spritülalistler ise yılan olarak devem ederler. zira iman nurları olmadan nefsin tezkiyesine imkan ve ihtimal yoktur. “la ilahe illallah muhammedün resulullah” demeyenin nefsi asla tezkiye olmaz.
işte bu nefs yılanı zikzaklar çizerek ilerlediğinde yani diyalektik bir süreçle tüm aşamaları geçtiğinde, baş ve son birleşir. daire tamamlanır ve yılan kendi kuyruğunu ısırır. kendi kuyruğunu ısırmış yılan ise yüzüktür elbette.
yılanın zikzaklar çizerek ilerlemesi ve diyalektik süreç hakkında izah edilmesi gereken daha çok meseleler vardır. onları da nasipse başka yazılarda ele alırız…



