
“Düşünüp öğüt alasınız diye, her şeyi çift yarattık”
evrende iki kutuplu oluş ve yaratım prensibi geçerlidir. bu prensibin ne ucu vardır ne de bucağı…ne kadar açarsan aç, gider de gider…fizik, kimya, biyoloji, astronomi vs…
biz o kadar engin ufuklara açılamayacağımız için kendi somut şartlarımız çerçevesinde yapalım yorum ve tefekkürümüzü…
mesela duvara elinizle beş kiloluk bir basınç uyguladınız; o anda duvar dahi size beş kiloluk basınç uygulayarak cevap verecektir.
şuur boyutunda dahi aynı prensip geçerlidir. siz ortaya bir tez koyduğunuzda, zorunlu olarak karşıt kutba da can verirsiniz. derhal tezinize karşılık bir antitez kutbu zuhur eder. tez ne kadar güçlü ise antitez de ona eş derecede güçlüdür ve çatışma da o derece şiddetlidir.
siz bir melek ürettiğinizde(evet melekler üretilebilir), aynı anda o meleğe karşılık olarak bir şeytanı dahi uyandırırsınız. böylece melek-şeytan çatışması başlar. bu dualizmden, iki kutuplu oluş prensibinden kaçış mümkün değildir. evrenin doğası veya sünnetullah bu şekildedir.
daha da fecisi ne biliyor musunuz!
hakk yolunu tutup cenneti ürettiğinizde, aynı anda cehennemi dahi üretmiş oluyorsunuz. evet cennet de üretilebilir. mesela allah’ı tenzih etmenin nuru, dünyada sübhanallah kelimesi kılığına girmiştir. aynı nur ahiret ortamında cennet ağacı suretine bürünecektir(sair nurları da buna göre kıyas ediniz)….o nurlardan mahrum kalmak da elbette yoksunluk ateşini tutuşturacaktır. işte cehennem de odur.
bu nedenle kendilerine uyarıcı(peygamber) gelmemiş toplumlar veya kendilerine uyarı ulaşmamış insanlara azap yoktur; çünkü cennet üretimi olayınca cehennem de olmaz.



