10 Bin Saat Kuralı
– Gerçekten on bin saat kuralı diye bir şey var mı? zira bunun uydurma olduğunu iddia edenler mevcut.
+ adamın biri biraz çarpıcı olsun diye belli bir gerçekliği bu şekilde paketleyip sunmuş insanlara. ancak şekle ve lafza takılı kalmazsak, elbette böyle bir gerçeğin varlığından bahsedebiliriz. on bin saat olmaz da yedi bin saat olur veya on beş bin saat olur; ancak ortada açık bir gerçeklik vardır ki, o da kişideki istidatın açığa çıkması için çalışmanın kesinlikle şart olmasıdır.
– peki kişide istidat yoksa; doğuştan yeteneksizse?
+ eğer bir kimsede doğuştan mozart’ın müzik dehası olsa ve o istidadı kuvveden fiile çıkartacak ortam veya çalışma imkanı olmasa, öylece geçip gider o kişi. belki de anadolu’nun dağlarında şimdiye dek böyle üç beş müzik dehası gelip geçmiştir. doğuştan gelen kabiliyetleri ise muhtemelen koyunlara çok güzel kaval çalmaktan öteye gidememiştir.
herhangi bir beşeri alanda doğuştan gelen istidadı olmayan kişi, ne kadar çalışırsa çalışsın hatta ustasının yanında talim ve terbiye görsün, vasattan öteye geçemez. yani çok çalışmak, hatta olağanüstü çalışmak bile yeteneği olmayanı deha yapamaz; en fazla o alanda ortalama biri yapar. alanında ustalık elde ettiği ve meleke kazandığı için iyi de iş çıkartabilir; ancak deha başka bir şeydir.
deha= doğuştan gelen yetenek+ çalışma+ uygun ortam
netice itibariyle diyebiliriz ki, sadece çalışarak deha olunamaz. bunun için yüz bin saat de yeterli gelmez. niceliği köpürterek nitelik sıçraması yapmak mümkün değildir.
eskilerin deyimiyle bazı şeyler Allah vergisidir. ancak unutmayalım, her deha kendi devrinin ve ortamının bir ürünüdür aynı zamanda. demek ki, toplumsal şuur gelişim çizgisinin bazı aşamalarında dehaların filizlenmesi için verimli bir toprak oluyor onlara; bazı aşamalarında ise kurak arazi…



