İnsan hakkın tam bir aynası, tam bir mazharı ve açığa çıkış mahallidir.
hakkın kemâlatının insana yansıması ve onda açığa çıkması için, insanın alan boşaltması gerekmektedir. bu da kişinin kendi acizliğini, fakirliğini, cahilliğini bildiği ölçüdedir.(acizlik=yegane kudret sahibinin Allah olduğunu idrak; fakirlik=mülkün sahibinin yalnızca Allah olduğunu idrak; cahillik=yegane ilim sahibinin Allah olduğunu idrak….)
bir kişide hakkın ilmi ne kadar açığa çıkmışsa, o kimsede o kadarlık bir alan açma söz konusu olmuş demektir; yani o kimse o kadar cehaletinin farkına varmıştır. hatta iş öyle bir noktaya dek varır ki, kişi egosunu tamamen silmeyi başarırsa, o zaman o mazhara Allah’ın zatı tecelli eder. güneşe tutulmuş bir aynada güneşin bir suretinin oluşması gibi, o kişinin kalbine hakk gelip yerleşir veya oturur. “yere göre sığmam mümin kulumun kalbine sığarım” kutsi hadisinin veya Allah’ın arşa oturmasının da anlamı budur. insanın kalbi hakkın oturduğu bir taht/arş hükmüne girer o zaman.
esasen kuran dahi bu noktaya gelebilmiş insandan başkası değildir. kuran ya böyle bir insandır veya kainatın ta kendisidir. kuran’ı öğrenmek isteyen de insan-ı kamile başvurmak zorundadır. onun aynasında kimin oturduğundan gafil olmayalım…
tüm bunlara rağmen insanın hükmü nedir dersiniz? “insan çok zalimdir, çok cahildir”…burada bizim günlük hayatımıza göre bir çelişki söz konusu olduğu için anlamakta güçlük çekiyoruz bazı şeyleri. insan-ı kamil dediğimiz zat, kendi acizliğini, fakirliğini, cahilliğini en çok bilmiş ve bu yüzden boynunu bükmüş ve tamamen teslim olmuş kişidir. (diğer insanların egosu tüm varlıklarını doldurduğu için hakka yer kalmamıştır). insan-ı kamil bunu yaptığı için hakka alan açmış ve onun ilminin, kudretinin açığa çıkış mahalli olmuştur. ancak kendinden açığa çıkanları asla sahiplenemez. sahiplenirse anında deccal damgasını yiyecektir çünkü. bir de kesbi ilim sahipleri vardır. ancak sağdan soldan okuyarak edinilen bilgi, bilgiden sayılmadığı için onlar hakkında konuşmaya pek gerek yoktur. lakin onlar da bildikçe(!) mini deccallara dönüşmeye mahkumdurlar.
insan-ı kamil kimdir peki? öncelikle peygamber efendimizdir. sonra onun varisleri olan imam-ı rabbani, muhyiddin-i arabi, mevlana gibi zatlardır…



