
Tefekkür 3
İmam-ı rabbani hazretlerine göre tefekkür, bâtıldan hakka intikal demektir.
bâtıldan hakka intikal edebilmek ise diyalektik sürecin işletilmesini gerektirir.
diyalektiği işletmek, ele alınan her bir konunun ifratını-tefritini-itidalini veya tezini-antitezini-sentezini tespit edebilmek demektir.
demek ki neymiş?
eğer bir konuda ifrat, tefrit ve itidal haddini, yani birbirine zıt iki uç noktayı ve onların arasındaki doğru yol olan orta noktayı tespit edemiyorsak, tefekkür de edebilmiş olamazmışız. misal: cimrilik ifrat, savurganlık tefrit, cömertlik orta ve doğru yoldur.
bu şekilde her konunun, her meselenin ifratını tefritini ve orta yolunu tespit ettikçe, sırat-ı müstakimde yani istikamet çizgisinde yani dosdoğru yol üzerinde kademe kademe ilerleriz. her adımda hakka bir parça daha yaklaşmış oluruz.
ancak hiç kimse bir anda doğru yol çizgisini kolayca tutturamaz. adeta sarhoş gibi o çizgide bir sağa bir sola yalpalar. bu da ilerlemenin diyalektik karakteridir. mesela cimri bir kimse bu huyundan vazgeçmek için gayret ederse, bir dönem savurganlık yapmak zorunda kalır. bunun gibi…
iki zıt kutup arasında mekik dokuma kişiye ve konusuna göre değişir. kimisi kısa sürede bazı konularda istikameti tutturur. diğer konularda ise ömür boyu yalpalamaya devam eder. kimisi nerdeyse hiçbir konuda ilerleyemez. geldiği gibi gider vs…
gerek toplumsal şuurun gerekse kişisel şuurun tarih veya ömür içinde ilerleyişi bu şekildedir. mesela toplumsal şuur önce dogmatik dinci olur, sonra kendini inkar eder kemalist olur. sonra iki zıt arasında belli bir süre yalpaladıktan sonra iki zıttı aşıp senteze(itidal haddine) ulaşır.
her ne kadar şuurun ilerleyişi diyalektiktir desek de, bu olayın iki boyutlu görüntüsüne nispetle verilmiş bir hükümdür. eğer üç boyutlu bir bakış mertebesine yükselebilseydik, bu sefer ilerleyişin helezonik karakterde olduğunu görecektik. ilerleyişin helezonik yönünü idrak, bize yeni ilimlerin de kapısını açacaktır. ne gibi? mesela döngüsellik gibi…gerek tarihte gerekse kişisel hayatımızda belli döngülerin hakim olduğunu, belli şeylerin tekrar tekrar karşımıza çıktığını böylece anlamış oluruz. peki daha üst boyutlardan görüş mümkün müdür? teorik olarak bu sorunun cevap evettir. ancak öyle bir görüşün ne türden bir sonuca yol açacağını açıkçası ben de bilmiyorum.
sonuç: ele aldığınız konuda iki zıt kutbu(ifrat ve tefriti veya tez ve antitezi) tespit edemediysek ve sonucunda orta yola ulaşamadıysak, tefekkür iddiasında bulunmamız da doğru olmayacaktır. orta yola ulaşmak yani istikamet üzere olmak o kadar büyük ve zorlu bir davadır ki, istikamet ile emredilen peygamberin saçına bir gecede ak düşmüştür.



