Zikir (Titreşim Frekansı)Allah'ı Bilmek (Marifetullah)Gölge vs. AsılHamd ve ŞükürLa Havle SırrıŞuur (Nefs) MertebeleriŞuur-Yüksek Şuur-Düşük Şuur

Bir İnsanın Ulaşabileceği En Yüksek Mertebe

Kimileri insanın ulaşabileceği en yüksek mertebenin “hiçlik” olduğunu savunuyor.

bu oldukça eksik bir tespittir ve ancak kısmi bir doğrudur.

çoğu kişinin de “hiçlik”ten kastın ne olduğunu anlamadığına eminim.

tipik bir emmare yani madde ve tabiat seviyesi bilincin her yerde, her şeyde kusur gördüğünü, herkesi eleştirdiğini, ama kendine asla toz kondurmadığını görürsünüz. eğer ortada bir sorun varsa, buna hep başkaları sebep olmuştur; hep başkaları suçludur; hatta tanrı bile suçludur ona göre.

övülmeye, takdir edilmeye çok düşkündür. buna ancak kendinin layık olduğunu da her tavrıyla belli eder. bir de emmarenin işleri ters gittiğinde zıt kutba savrulmuş hali vardır ki, o da eziklikten kuyruğunu kıstırmış içler acısı ıslak köpek tavrıdır. kişide bu ikisi aynı anda ve birlikte bulunur. biri açığa çıkarsa diğeri örtülü kalır ve biri diğerinin sebebidir.

bu bilinçten kurtulmayı başaran insanlar, ki çok nadiren çıkar, gerçekte kişinin dış dünyasının tamamen iç dünyasının bir yansıması olduğunu anlarlar. bu nedenle de bela, musibet, hastalık ve her türlü sıkıntı için ancak kendilerini itham etmeleri gerektiğini bilmişlerdir. kendi bilinçlerindeki çarpıklığı yok ettiklerinde, dış dünyada dahi feraha çıktıklarını görürler. hakikat ehli bu seviyeye levvame(kendini kınayan, özeleştiri yapan) bilinç demişlerdir.

bilincin arınması ve yükselişi bu şekilde devam eder. kişi arındıkça ve olgunlaştıkça benliğinden, varlığından, iddialarından parça parça vazgeçer.

peki en sonunda geriye ne kalır?

elbette yalnızca “hakk” kalır.

bütün görünümler altında iş görenin o olduğu anlaşılır. bu nedenle aslında biz kimi översek övelim, aslında hakkı övmüş oluruz(elhamdülillah yani hamd allah’a aittir sözünün anlamı budur). kimi takdir edersek edelim, aslında hakkı takdir etmiş oluruz. kimi seversek sevelim, aslında hakkı sevmiş oluruz vs…

karagöz-hacivat gölge oyununda hacivat’ı övsek, aslında çubukları tutan ve onları oynatanı övmüş olmaz mıyız? tüm övgüler biz farkında olmasak bile oynatan şahsa gitmez mi?…

kısacası bir insanın bu dünyada ulaşabileceği en yüksek mertebe, zat tecellisidir. yani allah’ın zatını nefs aynasında, işlerini ve esmalarını da evrende görebilmektir.

peki bu noktaya nasıl geleceğiz?

elbette allah’ı çok çok zikrederek…

isnetus 19.10.2024 11:34 ~ 11:43

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu