Bir arkadaş kötülüğe dair bir yazı göndermiş. “oz büyücüsündeki korkak aslanın” sırrını güzel ortaya koyduğu için bu başlıkta verdim:
polis, adalet…
hırsız, adaletin yokluğu…
yokluk, tüm kötülüklerin kaynağı…
biz de hırsız oluyoruz; firavun, nemrut oluyoruz.
ama firavun iken bizim bir kimliğimiz(hüviyet; hüve) olmuyor aslında. kibirlenenleri Allah alçaltıyor; Allah onlara kimlik vermiyor. mutlak varlık olan Allah kendinden, kimliğinden, varlığından, nurundan vermiyor…
onlar kendilerinde varlık vehmederek mutlak varlık olan Allah’tan uzaklaşıyorlar; mutlak varlıktan uzaklaşarak da kimlik sahibi olmaktan uzaklaşıyorlar.
mesnevi’deki kurt, tilki ve aslanın ava gitme kıssasındaki gibi…
orada tilki üç avın üçünü de aslana sunmuştu. kuşluk yemeğinde semiz öküz, öğle yemeğinde keçi, akşam da çerez olarak tavşan…
kıssadaki tilki(hakikat avcısı), neyi var neyi yoksa aslan(Allah) tarafına götürdü.
bunun karşılığında aslan demişti ki;
mademki kendini bizim aşkımıza tamamıyla bağladın. avların üçü de senin olsun, üçünü de al götür…
artık sen biz oldun…
biz de seniniz. bütün avlar da senin…
artık sen tilki değilsin, benim aslanımsın…
aslan tilkiye artık tilki olmadığını, kendisi gibi bir aslan olduğunu söylemişti.
kendinde bir varlık olduğu zannından kurtulanlar, kendinde kuvvet ve kudret olmadığını idrak edenler; neyi var neyi yoksa Allah tarafına doğru götürüyorlar; Allah’a gidiyorlar ve gittikçe Allah’tan varlık alıyorlar. işte o zaman gerçek bir kimlik sahibi oluyorlar. tevazu eden yükseliyor. tilki gibi aklın hakkını vereni, kendi gölgesi yapıyor aslan.
kimlik sahibi olmak, özgüven…
özgüven, öz’üne güven… “kendindeki hakka”…
böyle bir kimliğe sahip olan kimden korksun ki? (oz büyücüsündeki korkak aslanı hatırlayın)
nefs-i emmare burada tuzla buz oluyor.
insan kendi egosundan ne kadar geçerse, Allah onda kendi manasını o kadar tezahür ettiriyor.
yani o kimsede hak tecelli ediyor… hakkın tecelli ettiği kişi, acısıyla tatlısıyla tüm hadiselerin elinden sağ salim çıkıyor. işte o zaman kendime güvenebiliyorum, Allah’ı bilerek Allah ile…
yoksa nefsimin neyine güvenebilirim ki?
ne firavun ne nemrut ne ebu cehil, ne de onların yolundan gidenler kimlik sahibi olamadılar. kibirleriyle bundan mahrum kaldılar.
ancak onlar da lazımlar; kötüler, kötülükler asla abes değil.
kötülüğün olmaması en büyük kötülüktür;
firavunun var olmaması, hz. musa’nın güzelliğinin fark edilememesi, anlaşılamaması demek olurdu…böyle bir açığa çıkamayış da en büyük kötülük olurdu…
en doğrusunu allah bilir.



