
Geleceğe dair yapılan kehanetlerin çoğunlukla yanlış çıktığını herkes bilir.
ancak bunun sebebi bilimperestlerin iddia ettiği gibi evrendeki olayların gelişigüzel cereyan etmesi değildir. onlara göre evren bir kaostan ibarettir. hayat bile tamamen rastlantı sonucu başlamıştır.
bilimperestlerin bu iddiası tümüyle yanlıştır.
mesela bilardo masasında ıstaka ile vurulan topların saçılımının tamamen tesadüfi gerçekleştiği gibi bir zanna kapılır insan aklı ilk anda. halbuki hava sıcaklığı, hava basıncı, sürtünme, ıstakanın topa vurma açısı ve diğerlerine çarpıp aktardığı kuvvet vs. gibi tüm değişkenler tam olarak bilinebilseydi, uygun bir bilgisayar yazılımıyla topların nasıl saçılacağı vuruş yapılmadan önce modellenebilirdi.
ancak pratikte tüm değişkenleri hesaba katmak hemen hemen mümkün değildir. ufacık bir hesap hatası bile öngörülen dağılım ile gerçekleşen dağılımın çok farklı olmasına yol açacaktır.
evrenin oluşumundaki büyük patlamayı ıstakanın ilk vuruşu gibi kabul edebiliriz. ondan sonra kütle ve enerjinin nasıl bir dağılım ve saçılım göstereceği bellidir ve asla değişmesi mümkün değildir. bu nedenle evrenin hayat çizgisi, ölümüne dek, adeta film şeridi gibi kare kare bellidir. bu sürece alt kümeler halinde tüm insanlığın ve tek tek her insan ferdinin kaderinin de dahil olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde.
ancak buradaki sıkıntımız şudur: daha üç beş metrekarelik masadaki bilardo toplarının saçılım hesabını yapmaktan aciz kalan insan aklının, evren gibi bir devasa bir oluşumun hesabını kitabını yapması elbette hiçbir şekilde mümkün olamaz.
evet insan aklının geleceği öngörme işindeki hali budur. ancak insan sadece akıldan ibaret bir varlık değildir(gerçekte akıl başka bir şeydir; ama ben aklın galat-ı meşhur olmuş ve herkesce bilinen manasını kullanıyorum burada).
insanda üstbeyinden(akıl, zihin, zeka) başka bir de altbeyin vardır ki, altbeyin gelişimi oranında evrenle elektromanyetik bir ilişkiye girer. altbeyin ilk ve ham halinde hayvandan farklı bir varlık değildir. titreşim frekansını yükseltip gelişim sağladıkça işler değişir. evren, varlık ve tanrı hakkında aydınlatıcı enerjilere(sezgi, ilham) mazhar olmaya başlar. altbeynin bu açılımları üstbeyninkinden çok çok ötedir. üstbeynin bilgisi bilgisayar datasından farklı değildir ve insanda kayda değer davranış değişikliklerine yol açmaz. çok bilgili ama ahmak insanların ortaya çıkma mekanizması işte budur. onların üstbeyinleri gelişmiş ama altbeyinleri ilkel kalmıştır.
altbeyin evrenle enerji bazında bir etkileşim kurduğu için üstbeyne göre çok büyük avantaja sahiptir. üstbeynin dar limitlerine takılmadan geçer gider. üstbeynin tahayyül dahi edemeyeceği yüksekliklere ulaşır.
geleceği tahmin konusunda gelişmiş bir altbeyin, akla göre daha faal gözükür. nitekim siz de spiritülistlerin pek çok kehanetine denk gelmişsinizdir. ancak onların da yine çoğu yanlış çıkmaktadır.
hatta nur boyutuna geçmiş olan islam evliyasının dahi geleceği tahmin konusunda sık sık yanıldığını gözlemlemekteyiz. her ne kadar evliyanın altbeyni aklın limitlerine tâbî değilse de ve nazarları çok daha yükseklere ulaşıp hologramik olarak bütüncül bilgiye ulaşsa da, yine de geleceği tahmin için yeterli netliği sağlamaları her zaman mümkün olmamaktadır. neticede evliya dahi ulaşabildiği kadar veriyi kapasitesi kadar işleyip bir sonuç üretmektedir. diğerlerine göre isabet oranları yüksek olsa da yine de yanılgıları çok olmaktadır.
nebiler ise tamamen ayrı kategoridedir. onlardaki altbeynin hologramik bütüncül bilgiye yüksek bir netlik ve çözünürlükte ulaşma yetenekleri muazzam olduğu için, söyledikleri bir bir çıkmaktadır. nebilerin de hatalı öngörü yapması mümkün müdür bilmiyorum. eğer mümkünse, yanılma oranlarının diğer kategorilere göre ihmal edilebilir düzeyde kalacağını söyleyebiliriz belki…
işte tüm bu nedenlerle hadiste, “bütün kahinler yalancıdır” buyrulmuştur. zira hiçbir kahin gerek üstbeyin gerekse de altbeyin marifetiyle tüm değişkenleri hesaba katarak işlem yapamaz. dolayısıyla geleceğe dair söyleyeceği her şey büyük ölçekte hata payı içerecektir.



