
Ego, içinde ego, içinde bulunduğu günü önemsemez.
sıradan, alelade bir gün işte…
“bu şartlarda ne olabilir, ne başarılabilir ki?” diye düşünür.
ama falanca ve filanca işleri hallolduğunda işler yoluna girecek, her şey güllük gülistanlık olacak ve işte ego o zaman yapılması gerekenler için harekete geçecektir.
bu şekilde sahte bir tatminle günü doğru düzgün bir şey yapmadan kapatır ve her gün erteleye erteleye bir ömür böyle boşa geçip gider.
halbuki bu dünya hep böyleydi, bundan sonra da böyle olacak… dünya adinin, bayağının, aleladenin ülkesidir. bakmayın siz anlatılan masallara…
dün yok, yarın yok…
boş ver onları…
bugün ne yaptın? ne yapmaktasın? bugün hedefin, gayen yolunda küçük de olsa bir başarı kaydettin mi? mesela biz herkese günlük 15 dakika mesnevi okuması öneriyoruz. evet mesnevi hakikat yolunda önemli bir eğitici materyaldir; ama bunun yanında, bu önerinin altında yatan başka bir neden daha var. o da kişiye günün hakkını verme yolunda bilinç kazandırmaktır.
her gün 15 dakika mesnevi okumanın zaman içinde nelere yol açtığını, insanı nasıl dönüştürdüğünü gören kişi, elbette başarının ancak günün hakkını vermekle ele geçtiğini idrak edecektir ve egonun mevhum bir gelecek adına günü çöpe atmasının önüne geçecektir.
unutmayalım arkadaşlar!
dün geçip gitti yapacak bir şey yok. yarın henüz gelmedi…
elimizde bir tek bugün var. günü kapatıp başımızı yastığa koyduğumuzda, hak ve hakikat yolunda bugün ne yaptık, kendimize soralım. küçücük de olsa bir başarı kaydettik mi? 15 dakika olsun hak için çalıştık mı? sakın bunları küçümsemeyelim. o da egonun bir oyunudur. ego niceliğe bakar. halbuki iş niteliktedir. beş dakikada milyon dolar kazanan bir iş adamının günün diğer zamanlarında aylaklık yaptığı iddia edilemez; görünüşte aylaklık yapmış gibi bir intiba verse bile.



