Hadis İnkarcılığı
İki yönden de sığ akılların sonucudur.
güya islamcı bir tayfa, ayetleri ve hadisleri olduğu gibi alır ve bunları günlük hayata uygulamaya kalkar. sonuçta hayatla çatışmaya girer ve sayısız tutarsızlıklara düşer. battıkça daha da batar.
ikinci tayfa ise birincilerin düştüğü vahim durumları görür ve arayışa girer. ayetlere pek bir şey diyemediği için olanca hıncını hadislerden çıkartmaya kalkar ve onların uydurma olduğunu ispatlamak için elinden geleni ardına koymaz. işine gelmeyen ayetleri de ya tevil eder ya da görmezden gelir.
aslında her iki güruh da yöntem hatası içindedir. daha doğrusu ikisi de yöntemden, usulden, metodolojiden yoksundur. sistem çapında düşünecek akıldan mahrumdurlar çünkü.
mesela ebu hanife kendi sistemini kurarken belirli bir yönteme sahiptir ve bu yöntem çerçevesinde değerlendirelemeyen bir hadisi almaz. ancak sanmayın ki, o hadisi reddeder; basitçe değerlendirme dışı bırakır. o hadisin ebu hanife’nin sisteminde belirli bir bağlama oturtulamaması uydurma olduğunu anlamına gelmez kesinlikle. zira ihtimaldir ki başka bir yöntemde o hadis bağlamını bulabilir.
tüm bu anlattıklarımla ne mi demek istiyorum?
ayetler ve hadisler doğrudan doğruya günlük hayata aktarılamazlar. onlar ancak sistem kurucuları için birer kaynaktırlar. çek elini ayetlerden ve hadislerden! o iş senin haddin değil. hatta hüküm çıkarmadan sırf tefekkür için bile olsa, senin ayetle ve hadisle uğraşman caiz değildir. o işi dahi ehlinin yani tasavvuf büyüklerinin gölgesinde yapmalısın. onların ayet ve hadise verdiği manalardan taşmamalısın.



