Tasfiye ve Tezkiye SüreciAşk - SevgiNefs, Benlik-EgoNurTasavvuf (Seyr-i Süluk)

Hikmet 1

Gazap pehlivan günler boyunca üstün geldi. bu kavga festivali başlayalı otuz sekiz gün olmuş, gazab’ı bizim taraftan mağlup eden çıkmamıştı. nur perisinin elindeki kürenin sağ tarafını da karanlık kaplamaya başlamıştı. hürmüz’ün veziri salah yanımıza gelerek, gazab’ı ancak hikmet pehlivanın öldürebileceğinden bahsederek, ertesi gün ortaya çıkmasının hürmüz tarafından emredildiğini söyledi….çadırımıza döndüğümüzde rehberim gayet ciddi bir tavırla:

– bu hikmet pehlivan kimdir biliyor musun, dedi

– hayır, cevabını verdim.

– hikmet pehlivan sensin. bu gece uyku uyumanın zamanı değildir. yarın ehrimen’in ikinci pehlivanı gazap ile çarpışacaksın. gecenin geri kalan kısmını ibadet ve kılıç eğitimi ile geçireceğiz, dedi.

hayretimden dona kaldım. bana bu kadar önemli bir görev verileceğini aklımdan bile geçirmemiştim. özellikle adımın hikmet pehlivan olduğunu bilmiyordum.…güneşin doğuşu ile birlikte atıma binerek hazırlandım. gazap ortaya çıktı. karşısına dikildim. adımı sordu.

– hikmet pehlivan, dedim.

bana,

– behey biçare! senin gibi mazlum ve kendi halinde bir abdal benim gibi kükremiş bir arslan ile dövüşebilir mi? hadi defol git! sen zararsız bir bunaksın. senin kanını dökmek bana yakışmaz dedi.

ben de cevaben:

– senin beni yeneceğini hiç sanmıyorum. acaba zırzopluğuna mı güveniyorsun. hadi fazla konuşma, ölümüne hazır ol, dedim.

gazap kızdı ve üstüme hücum etti. kendimi bu devin öldürücü darbelerinden kurtarmak için çok çevik olmak zorundaydım. akşama kadar uğraştık. bana bir darbe bile isabet ettiremedi. yalnız ben de bu deve bir şey yapamadım.

ertesi sabah üzerime saldıracak vaziyet aldı. rehberimin verdiği taktik icabı:

– vay başında ne var, dedim.

elini başına götürdü. ben de zırhsız olan koltuğunun altından tam kalbine doğru kılıcımı salladım. gazap korkunç bir nara atarak yere düştü. kan kusmaya başladı. ehrimen tarafından öfkeli feryatlar göklere çıktı.

nur perisinin elindeki küre baştan başa nur olmaya başladı. öğleye kadar birçok düşman temizledim. yalnız öğle vakti karşıma yüzü örtülü bir pehlivan çıktı. beyaz bir filin üzerindeki bu pehlivan meydana çıkar çıkmaz, ehrimen’in yüzü sevincinden hileli bir ürperme ile doldu. hürmüz son derece üzüldü. nur perisine dönerek:

– izid, izid! maksadın nuru mahvetmek mi? merhamet…merhamet…merhamet…dedi.

izid:

-ehrimen’in hakkıdır. ne yapalım, istediğini çıkarır, cevabını verdi.

ehrimen gülüyordu. hürmüz kederli boynunu büktü.

– emir senindir, dedi.

yenileceğime işaret olan bu konuşmayı herkes gibi ben de duyuyordum. file binmiş olan pehlivan gururla meydanı dolaştı. gök gürültüsüne benzer bir nara attı:

– ey benim kudretimi inkar eden gafiller! bilin ki ben pehlivanlar pehlivanı, kahramanlar kahramanı nefs-i emmare’yim. şimdiye kadar teker teker yenemediğim hiç kimse yoktur. ben beş bin şekle girerim. bin türlü silaha sahibim. (bana dönerek) ey miskin hikmet! gel kendi rızan ile teslim ol! seni en iyi şekilde kullanayım. sen abdal ve aciz bir yaratıksın. benim elimde bir sinek kadar değerin yoktur. fakat her nedense seni seviyorum. çünkü bana hizmet ettiğin oldu. hadi kılıcını teslim et de kurtul, dedi.

….hiçbir teslim olma teklifini kabul etmedim. bunun üzerine kavgaya başladık. ben bildiğim vuruşların hepsini denedim. hiçbir etkisi olmadı. nefs-i emmare bana karşılık vermeye tenezzül etmiyor, durumuma gülüyordu. nihayet en etkili olduğunu bildiğim son darbe olan “azm-i kavi” (sağlam azim, irade) adındaki darbeyi indirmeyi tasarladım. vurmaya uygun bir vaziyet almak için çalışmaya başladım. emmare işi anladı:

– ya!…beni mutlaka yok etmek istiyorsun demek! dur öyleyse dedi. ve tam kılıcı böğrüne sokacağım sırada yüzündeki perdeyi kaldırdı. hayal edemeyeceğim bir güzellik gözlerimi kamaştırdı. kılıç elimden düştü. emmare kemerimden tutup beni filin üzerine aldı. ehrimen’in huzuruna getirdi, teslim etti….

ben yenildikten sonra, izid’in elindeki küreden yavaş yavaş nur kalkmakta ve karanlık her tarafı kaplamaktaydı. ehrimen tarafı galip gelmişti:

– karanlıklar! karanlıklar! aslolan karanlıklardır. galip geldik, diye bağırıyorlardı.

bizim taraf ise:

– ey nurun nuru. nurunu kaldırma, diye yalvarıyordu.

hürmüz, nur perisinin önünde secde etti.

– eşsiz izid! medet, medet! senden medet! senin başın, senin hakkın için, dedi.

hürmüz başını secdeden kaldırmıyordu. ehrimen ise başını göğe doğru kaldırmıştı. karanlık, küreyi o derece kaplamıştı ki, ancak kenarında bir nokta kadar nurani lekecik kalabilmişti. işte o sırada uzaktan bir ses işitilmeye başladı. bu ses, erkekçe olduğu kadar latif, latif olduğu kadar erkekçe idi. şarkı söylüyordu. nihayet karanlıkların içinde, yüzünün nurundan etrafı aydınlanan ve bu şekilde kendisi tamamıyla fark edilen bir süvari göründü. dört ayaklı, altın boynuzlu, neft yeşili renginde bir ejderhaya binmiş olan bu pehlivan; güzellik timsali yahut güzellik kaynağı denecek kadar güzeldi. kıvırcık ve kestane rengine yakın, daha doğrusu bazen siyah, bazen kırmızımsı görülen kıvırcık saçları omuzlarına dökülmüştü. başında kıymetli taşlarla süslü bir taç, üzerinde yeşil renkli ipek bir elbise vardı. şarkı söylüyordu. biz de ürkek ürkek o yüce sesi dinliyorduk:

ben oyum ki, heybetim kainatı titretir
ben oyum ki, kuvvetim herkese üstün gelir
ben oyum ki, her kim olsa önümde boyun eğer
ayak bastığım toprağa, insanlar secde eder
ben oyum ki, kahramanlar arasında yoktur benzerim
kahramanlar zümresi hizmetçileridir kale’min
ben oyum ki, adalet terazimde eşittir tüm insanlar
bence hep aynıdır köleler ve şehinşahlar
kılıcıyım kısaca izid’in azamet ve kudretinin
aşk’ım ben, heybetim kainatı titretir

(amak-ı hayal‘den)

isnetus 29.12.2014 15:28

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu