İslami anlayışının tasavvufi kökleri nedeniyle, şekle hapsolmayıp işin ruhuna nüfuz etmeye çalışan türk müslümanının, ışid gibi iptidai bir harekete taraftar olması düşünülemez. tepkisel, uyduruk ve de şekilci bir arap ideolojisi olan selefi/vahhabi görüşü onaylaması ise mümkün değildir.
hatta onların şu hadisin kapsamı altına girdiğini düşünür:
“dinde aşırı gitmekten sakının. çünkü sizden öncekiler, ancak dinde aşırı gitmekle yok oldular.”
(hadis-i şerif/nesei)
ancak ideolojik karşı oluş ile reel politik birbirinden farklı işlerdir. ışid türkiye için bir tehdit midir? benim kanaatimce bu sorunun cevabı kesinlikle “hayır”dır. ışid’i doğuran ve geliştiren şartlar türkiye’de mevcut değildir. dolayısıyla ışid’in bizde kayda değer bir taban bulması söz konusu olamaz.
ancak sair arap ülkeleri için aynı hükmü veremeyiz. ışid’in, belli limitleri aşabilirse, ışık hızıyla arap ülkelerine yayılması ve işbirlikçi rejimleri birer birer devirmesi oldukça kuvvetli bir ihtimaldir. eğer körfez ülkeleri ve petrol bölgeleri ışid’in eline düşerse, seyreyle sen gümbürtüyü. batının paçalarının tutuşması da zaten bu yüzden.
böyle bir durumda abd ve müttefiklerinin orta doğuya asker sevk etmesi lazım ama malum sebeplerden ötürü bunu göze alamıyorlar ve hemen kadim maraba, asker deposu ülke türkiye akıllarına geliyor ve pis işlerini türk askerinin yapmasını arzu ediyorlar. türkiye gayet haklı olarak buna direnince de her yoldan baskı yapmaya başlıyorlar. dans eden erdoğan, terörist destekçisi türkiye, ermeni katliamcısı vs…
ama geçti artık o devirler, türk askeri batının uşağı değildir. çok istiyorlarsa kendileri gidip ışid’i temizlesinler.
eğer türkiye üzerinde baskı, tehdit ve şantajlar çok yoğunlaşırsa, kanaatimce erdoğan putin’e bir ziyaret yapmalı ve batıya göz dağı vermelidir. tehlikeli bir hamle ama etkili olacaktır.
pyd’ye gelince…bana ne pyd’den! dünyanın derdini ben mi düşüneceğim. insani yardım imkanı varsa yaparım. gerisi onlara kalmış.
afrika’da hutu’larla tutsi’ler birbirlerini kesiyorlarmış. bana ne kardeşim! onu da mı ben düşüneyim…



