
İsrail-İran Savaşı
İran devrim muhafızları hava kuvvetleri komutanı ali hacızade, şubat ayında tv’ye röportaj vermiş.
orada diyor ki:
“eğer müzakerelere katılmazsak, bize saldıracaklarını söylüyorlar. hiçbir halt edemezler. kimse endişe etmesin. garanti veriyorum”.
sonuç: israil saldırdı ve hacızade ilk saldırıda öldü.
israil’in “önleyici saldırı-preemptive strike” doktrini olduğu bilinen bir şey. kendisi için en ufak tehdit gördüğü yere hemen saldırıyor, asla beklemiyor. yılanın başını küçükken ezmek için elini çabuk tutuyor. aynı taktiği 1967’de de mısır üzerinde uygulamış ve mısır hava kuvvetlerinin büyük kısmını yerde iken imha etmişti ve sonuçta savaştan galip ayrıldı. eğer savunmada kalsa ve saldırıyı bekleseydi, büyük ihtimalle israil haritadan silinecekti.
bunlar apaçık ve bilinen gerçekler. peki ortadaki gerçeklere rağmen iranlı komutanı böylesine boş bir özgüvene iten şey ne idi?
sun tsu’nun birinci prensibi: “kendini tanırsan yüz savaştan ellisini kazanırsın. hem kendini hem de düşmanını tanırsan yüz savaştan yüzünü de kazanırsın. hem kendini hem de düşmanını tanımazsan yüz savaştan yüzünü de kaybedersin”.
bu adam besbelli ki ne kendini ne de düşmanını tanıyor. tamamen sanrılar, hülyalar içinde kaybolmuş gitmiş. kendi gücüne abartılı bir güveni varken, düşmanını hor görüyor.
tıpkı uyuşturucu veya alkol kullananların gerçeklerden kopması gibi bir hali var.
işte bu dinin hakikatinin yaşantı olduğundan habersizliğin ve onu bir dogma ve öğreti haline getirip güya “iman” adı altında ağır nevrotik ve saplantılı bağlılık geliştirmenin sonucudur.
bu insanlar gerçekten ağır vakadır. şiddetli nevrozları onları gerçeklerden kopuk, uçuk, aşırı, hastalıklı davranışlara iter. üstelik bunların uyduruk öğretisi de ortaçağdan kalma olduğu için dünya ile uyumsuzlukları üssel olarak artar.
hani idris peygamber için “üç kere bilge” denir ya, bunlar da tam tersine “iki kere ahmaklar”.
sonuç: dini yaşantı olarak görüp, her geçen gün o yaşantıda derinleşemezsen, elinde kupkuru bir öğreti ile kalakalırsın. kör fanatizmin sonu da gerçeklerden kopmak, tımarhane delisinden hallice bir duruma düşmektir. neticede kendi kendinin yıkımına sebebiyet verirsin.



