
Gözünü açtığında yani günlük hayatın içindeyken, “kaderiye” mezhebinden ol. sanki kendi kaderini kendin yazıyormuş ve her şey senin çabana bağlıymış gibi davran. aksi takdirde nefsin kaderi bahane ederek seni atalete itecek ve azmini kıracaktır.
gözünü kapattığında ise “cebriye” mezhebine geç. yani her şeyin ezelde yazıldığını ve yazılanların da değişme imkanının olmadığını düşün. bunu yapmazsan sürekli geçmişin pişmanlıkları içinde yanarsın. “şöyle yapsaydım böyle olurdu; şunu yapmasaydım böyle olmazdı” vs. cehennem azabı çekersin. o yüzden eskiler “imana bil kader, emîne minel keder-kadere iman eden kederden kurtulur” demişlerdir.
bunlar diyalektiğin iki kanadıdır. birinden birine saplanıp kalırsan istikametten ayrılmış olursun.
bu izah, kader inancının pratikteki uygulanışına dairdir. mekanizmanın işleyişi ise farklı bir konudur.



