
Kendini Değersiz Hissetmek 2
Tasavvuf büyükleri olgunluğun alametinin kişinin kendisine yapılmış övgü veya yergiyi bir olarak görmesi olduğunu söylerler.
ne demek bu?
yani övseniz de yerseniz artık o sözlerden bir tesir almıyor olgun kişi. halbuki ham kişiyi överseniz gururlanacaktır, mutlu olacaktır; yererseniz de gerilecek ve üzülecektir. hatta bu duygu durumları direkt vücut kimyasına dahi etki edecektir ve övgü durumunda serotonin, dopamin gibi kimyasallar salgılanırken, yergi durumunda stres hormonları üretilecektir.
tipik bir bağımlılık durumudur bu aslında. ham kişi artık ömrü boyunca çevresinden övgü almak ve yergiye uğramamak için yaşayacaktır. işte çevre ve toplum bireyi böyle denetim altına alır ve kölesi yapar.
övgü veya yergi daimi hale gelirse o zaman iş çok daha başka noktalara varacaktır. daimi bir yergi veya olumsuz muameleye uğramak kişide kendini değersiz görmeye yol açacaktır.
daimi övgü ise bu dünyada pek az kişinin başına gelir. onlar da genelde diktatörlerdir. onlara herkes her zaman övgüler yağdırır, dalkavukluk yapar. ancak bu noktada ilginç bir şey olur. diktatör, övgülere bağışıklık kazanır ve eskisi gibi övgüler karşısında serotonin, dopamin ürettiremez. bu da onda tatminsizlik hissine yol açar. sürekli daha orijinal bir övgücü arayışına girer. daha yeni, öncekilerden farklı şekilde kendini övecek birilerini araştırır(apo’nun ayetleri adlı kitabı okurken bunu bariz şekilde görmüştüm).
övgü veya yergiden tesir alan kimseyi, toplum burnundan halkalayıp kendi istikametine doğru çekip götürüyor demektir. yeterli bilinç düzeyine çıkan kimse bir noktadan sonra yavaş yavaş bu etkiden kendini kurtaracaktır. ancak öyle bir seviyeye çıkmak kolay iş değildir. egoyu aşmayı ve irfan sahibi olmayı gerektirir.



