Mescid-i Dırar
Peygamber zamanında münafıklar tarafından inşa edilmiş alternatif mescittir.
psikolojiye dikkat edin!
inkarcı önce açıktan açığa karşı durur hakikate. elinden geleni ardına koymaz. buna rağmen hakikat üstün gelmeye başladığında, doğrudan cephe alma stratejisini bırakmak zorunda kalır.
bu sefer suret-i haktan gözükerek fesadını yaymak ister. bu eğilim hiç şaşmaz. soldan vurmak işe yaramadıysa, bu sefer sağdan vurmayı deneyecektir. yani suret-i haktan gözükerek gelecektir.
bundan 1400 sene önce gerçekleşmiş bir olayı hikaye kabilinden anlatıp dururuz. ancak bilmeyiz ki biz de birer mescid-i dırar inşa eder dururuz her nefeste.
ego…
o tam bir inkarcıdır. inkarın vücut bulmuş halidir. alnında “kefere” yazar. işte onun oyunlarından biri de mescid-i dırar’lar inşa etmektir. elbette ilk başlarda hakikate karşı doğrudan cephe faaliyetine girişir. ancak o noktada tutunamayınca mevziyi bir kademe geri çeker ve müslüman kılığına bürünmeyi seçer.
ego müslüman kılığına büründüğü anda artık o işi bitmiş sayabilirsiniz. zira kendini ayetlerle hadislerle savunur. egonun bu tuzağından kurtulmayı başaranlar azdan da azdırlar.
namaz kılan, oruç tutan ego olur mu?
hem de nasıl olur…
kuzu postuna bürünmüş kurttur o.
alameti kin, nefret, ötekileştirme, taassup, saldırganlık, çatışma ve itirazdır…çünkü ego kısmi algılama, kısmi görüş, kısmi bakıştır. (golda meir bile anlamış ama müslümanların çoğu anlamaz bu meseleyi)
egodan geçmiş kimsede bunlar olmaz. maddi hayatın bir icabı olarak zâhiren ve şeklen var gibi gözükse bile, kalplerinde asla olmaz. zira onlarda hakkın fiiline karşı artık bir itiraz kalmamıştır.
(bkz: itiraz/#103989984)



