Mesleği Ünlülük Olan İnsan
Şöhret afettir…şöhret kibri getirir…kibir ise şeytanın sıfatıdır;
Hz. Mevlana anlatıyor: “ovada bir tavus kuşu, kendi gagasıyla kendi tüylerini yoluyordu. hakîm (hikmet sahibi) biri oralarda gezmeye çıkmıştı. hakîm, “ey tavus!” dedi, “böyle güzel tüylerini nasıl oluyor da kökünden yoluyorsun? bu süslü kanatları yolup çamura atmaya gönlün nasıl razı oluyor? hâfızlar senin kanatlarını, tüylerini değerli, üstün görüyorlar, beğeniyorlar da onları mushaf arasına koyuyorlar. halk havalanmak, serinlemek için senin kanatlarından yelpazeler yaparlar. bu ne nankörlüktür, bu ne saygısızlıktır! seni süsleyenin, o renkleri verenin, o tüyleri nakışlarla güzelleştirenin kim olduğunu bilmiyor musun? yahut biliyorsun da nazlanmak için mi o tüyleri yoluyorsun? fakat nice naz vardır ki o naz suç olur; kulu padişahın gözünden düşürür.
tavus kuşu bu öğütleri duyunca, önce öğüt verenin yüzüne baktı. sonra da hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. öyle uzun uzun, dertli dertli ağladı ki orada bulunanlar da ağlamaya başladılar. soruyu soran da cevapsız kaldı; sorduğuna pişman oldu. üzüntüsünden o da ağlamaya başladı. içinden de, “ne diye soruyu boş yere sordum? gamlarla, kederlerle dolu imiş. ben bu sorumla onu coşturdum, derdine dert kattım.” diyordu.
tavusun yaşlı gözlerinden toprağa damlayan yaşların her damlasında yüzlerce cevap vardı. tavus, ağlaması bitince dedi ki, “haydi git işine! çünkü sen kokuya ve renge kapılmışsın. şunu görmüyor musun? bu kanatlar yüzünden bana her taraftan yüzlerce bela gelmekte. nice merhametsiz avcı, bu kanatlar için, bana her tarafta tuzaklar kurmadalar. nice okçular yine bu kanatlar için bana ok yağdırıyorlar. mademki bu kazâdan, bu beladan ve bu fitnelerden kendimi korumaya gücüm yetmiyor; çirkin ve tiksinti verir bir hale girmem benim için daha iyi. böylece şu dağda, şu ovada beladan kurtulmuş olurum. ey yiğit! kanatlarımın rengi ve güzelliği, bana kendimi beğenme, üstün görme sebebi olmuştur. kendini beğenmek ise sahibine yüzlerce bela getirir.”



