
Önceki makale’de verdiğim rüyayı okuyan bir arkadaşımızın aklına direkt nur suresi 35. ayet gelmiş. evet gayet güzel bir ilham ve çağrışım olmuş sanırım. öyleyse biz de rüyayı bu ayeti yorumlamak için vesile kılalım.
rüya buydu:
“isnetus rüyamda sizi gördüm. yanınızda birileri daha var; ama fizik bedeninizde değil, enerji bedeninizdesiniz hepiniz… kafanızın içinde küçük yılana benzeyen bir şeyler var. kimin yılanı ezilip baş aşağı oluyorsa, onun kafasından ışıklar çıkıyordu…lamba gibi yanıyordu…”
ayet de bu:
“allah, göklerin ve yerin nurudur. o’nun nuru, içinde kandil bulunan bir fanusa benzer. kandil, bir cam içerisindedir. cam, sanki inciden bir yıldızdır. ne doğuya ne de batıya ait olan mübarek bir zeytin ağacının yağından yakılır. öyle ki, ateş değmese de neredeyse yağı ışık verir. o, nur üstüne nurdur. allah hak eden kimseyi nuruna iletir. allah, insanlara örnekler verir. allah, her şeyi bilir”(nur 35)
bu ayette anlatılanları fizyolojik boyut itibariyle değil de enerji boyutu itibariyle ele alacağız. ancak şunu da unutmayalım, enerji boyutu dahi sonuçta fizyolojik boyut ile kaimdir; tıpkı ateşin odun veya kömür ile kaim olması gibi…
o’nun nuru içinde kandil bulunan bir lambaya benzer. kandil, bir cam içerisindedir. cam, sanki inciden bir yıldızdır: içinde kandil bulunan oyuk veya lamba, kafatasıdır. kandil yani nur, enerji boyutu zemininde açığa çıkmakta ve ışık vermektedir ve enerji yapılı bir hale içerisinde bulunmaktadır. ayette bu halenin cam gibi şeffaf olduğu belirtilmiştir.
ne doğuya ne de batıya ait olan mübarek bir zeytin ağacının yağından yakılır: insan enerji boyutu itibariyle tıpkı bir ağaç gibidir. sakrum kemiğinden itibaren omurga ağacın gövdesidir. bu gövdeden çıkıp tüm vücuda yayılan enerji kanalları ise tıpkı bir ağacın dalları gibidir. dalların en ucunda ise, eğer kişi olgunsa, nurdan çiçekler ve meyveler olur. olgun müminin bu yapısı cennetin tuba ağacı misalidir veya onun mikro ölçeklisidir.
arınmamış nefsler ise cehennemin zakkum ağaçları hükmündedir. dallarının ucunda ise meyveler yerine şeytan kafası gibi silüetler bulunur.
ne doğuya ne batıya ait olan mübarek bir zeytin ağacının yağından yakılır: enerji boyutu, batıya yani madde alemine ait değildir; doğuya yani nur boyutuna da dahil değildir. bilakis ikisi arasında tampon bir bölgedir. sözü edilen ağacın zeytin ağacı olarak belirtilmesi, tevhid manası ile ilgilidir. nefs tevhid nurları ile arınınca, tekliğin sembolü zeytin ağacı şeklinde görünüm verir.(zeytin tek çekirdekli, incir ise çok çekirdeklidir. burada tîn suresi aklımıza gelsin.(bkz: #82581819)
öyle ki, ateş değmese de neredeyse yağı ışık verir: nefs arınınca son derece latifleşir, hafiften ışımaya başlar ve kanallarda akan enerji, zeytinyağı gibi suret verecektir.
o nur üstüne nurdur: birinci nur nefsin kendi aydınlığıdır. ikinci nur ise kalbin tasfiyesi neticesinde nur boyutundan akıp gelen hakiki nurlardır ki, lambanın tutuşmasını sağlamıştır. bu yüzden nur üstüne nur denilmiştir.
not: burada anlatılanlar ayetin mutlak ve nihai manası değildir. ayetin sayısız anlam katlarından belki ancak bir tanesidir.



