Hadi bir an mezhepleri boş verelim. Kuran’ı ve hadisi esas kabul edip problemlerimize çözüm arayalım. bu çalışma sonucu ortaya çıkacak hükümler aynen bir mezhep olacaktır. neden? çünkü işin içine insan faktörü girince görüşler farklılaşacak ve değişik değişik ekoller türeyecektir. üstelik bizim ortaya koyacağımız mezhep hakikati ne derece yansıtacaktır? zaten mutlak olarak yansıtmasını beklemiyoruz ama en azından esası zedelemeyecek kadar olsa razı olacağız. ama ne mümkün? maalesef günümüz insan kalitesi göz önüne alındığında o kadarını bile beceremeyeceğimiz aşikar. imam-ı azam dini zedelememek için hem emevilerin hem de abbasilerin kadılık teklifini reddetti, hem de canı pahasına… ve kırbaçlar altında şehit edildi. iktadara ortak olmanın nimetlerini ise kale bile almadı. bugün böyle bir insan var mıdır? bakın cüppeli’ye… bir yıl hapisten yattıktan sonra nasıl biat etti düzene…
kuran neden yoruma ihitiyaç duyuyor diyenlere…dünya ortamı bunu gerektiriyor. dünyada her şey değişim içinde, bir anın hükmü diğer anınkini tutmuyor. değişmeyen tek şey değişim. böyle kaygan bir zemin mutlak hükümlerin ancak zaman ve zemine göre yorumlanarak uygulama sahasına çıkabilmesini gerektiriyor. fizik bir zorunluluk var. başı olan her şeyin bir de sonu var ve akış bu sona doğru…



