Bir arkadaşımız bana mesaj atmış. yukarıdaki murakabe entrysinde anlatılan hali daha önce nasıl yaşadığını anlatıyor:
“âlemlerin/kâinatın özünü, aslını Hz. Muhammed olarak görüyorum. âlem, o “insan-ı kâmil” ile alâkalı… insan-ı kâmil de Allah ile… “ey ademoğlu! eşyayı senin için, seni de kendim için yarattım”. bu hadisi derinden hissediyorum ama söze dökemiyorum pek…(diğer insanlar da insan-ı kâmil’in cüzleri hükmünde)
“murakabe” makale’nizi okuyunca yaklaşık dört sene önce yaşadığım bir hâli hatırladım. gündüz oturmuş sigara içip göğü izliyordum. birden acayip bir hâl vurdu. nefes alırken tüm âlem, mahlûkatıyla beraber içime doldu; nefesi verirken de tekrar dışarı çıktı.
nefesi verirken âlemler benden doğuyor gibiydi. hâlbuki ben öylece sigara içip göğü izlemeye devam ediyordum; bir çabam falan olmadı. hâlin devam etmesi için sadece kalbimle izledim. neler olduğunu da anlamamıştım pek; ama çok ilginçti. allah’ın bir tecellisi ya da büyüklerden yansıyan bir hâldir herhâlde diye düşündüm. o hâle dönmek isteyince istediğim zaman dönebiliyordum. yanlış bir şey yapıyorumdur belki diye bıraktım sonra”.



