Nefsi Tezkiye 2
Klasik tasavvuf ehli dahi nefsin tezkiyesinin aslından habersizdir. hatta onların nefsin tezkiyesi sandığı durum, sadece suretten ibarettir; işin hakikatini bilmezler.
tasavvuf ehlinin, hangi ekolden olursa olsun, yolu basitçe kalbin tasfiyesidir. tasfiye işlemi kemal noktaya ulaşınca, nefsin de arınması gerçekleşir; ancak bu arınma suretten öteye gitmez. mesela nefsi kurşun gibi bir metal olarak düşünürsek, tasavvuf ehli yollarını tamamladığında, bu kurşun külçe altın suyuna batırılmış olur ve kurşunun üzeri mikron seviyelerde altın atomları ile kaplanır. dışardan bakan için görülen pırıl pırıl altın külçesidir.
gerçek bir nefsin tezkiyesi için vites yükseltmek gerekir. ilk defa bu yolu açan 1600’lü yıllarda hindistan’da yaşamış olan imam-ı rabbani hazretleridir. kendisine nakşi yolundan gelen kayyumiyet ve maiyyet cezbelerini(bkz: #50891191) esas almış ve onlara ilaveler yaparak klasik bariyerleri aşmayı başarmıştır. yeni yolun ismi müceddidiyye’dir.
imam-ı rabbani hazretlerinin açtığı bu yoldan klasik tasavvuf ehlinin şu anda dahi haberi yoktur; zira o zatın yüksek ilimlerini değerlendirecek bir seviye belirtemezler. müceddidiyye ilimleri kendilerine ulaştığında, onları klasik anlayışa uygun tevillerle geçiştirirler.
klasik tasavvuf ehli= gölge velayet, kalbin tasfiyesi, nefsin sureten tezkiyesi, sekr, kevni keşif/durugörü, ruhbanlık ve toplumdan kopukluk, çağa uymayan demode görüşlerde ısrar, düşük mertebeli ilimler; hatta kimi zaman süfli ilimler(astroloji vs. gibi)
müceddidiyye= asli velayet, kalbin tasfiyesi, hakiki nefsin tezkiyesi, ayıklık, Allah’ın zatına ve sübuti sıfatlara yönelik yüksek mertebeli ilimler, hakkı bâtıldan ayıran keskin feraset ve basiret, topluma yönelik gerçekçi ve pratik çözümler üretebilme.
not: bu makale genele değil, sadece ilgilisine yöneliktir. o yüzden tafsilata girmeden ıstılah kavramlarla yazmayı yeterli gördüm. ilgilisi anlayacaktır zaten.



