Ölmenin En Kötü Yanı 3
Benim için ölmenin hiçbir kötü yanı kalmadı artık. neredeyse özlüyorum ölmeyi. uzun yıllar tasavvufla uğraşa uğraşa ahiret hayatı ve ortamını sanki tanır ve bilir gibi oldum.
dünya ise dikenli bir bahçe…o dikenler her gün batıp, kanatıp duruyor bir yerlerimizi.
emmare mertebesindeki bilinç için ölümü korkunç yapan, bilinmezlik, yokluk ve sevdiklerinden ayrı kalma dehşetidir.
düşünün! uğruna her şeyinizi feda edeceğiniz o sevgili kızınız, oğlunuz bir gün gelecek toprak olacak; yok olacak…aynı şekilde eşiniz, dostunuz, sevgiliniz yok olacak. geri dönmemek üzere gidecekler. siz de aynı şekilde yok olacaksınız ve ebediyen sevdiklerinizden ayrı kalacaksınız. hatta “ayrı kalmak” lafzı bile abes kalıyor bu noktada; çünkü yokluğun olduğu yerde tüm anlamlar, tüm sözler bitmiştir.
benim ise kesinlikle böyle bir derdim yok. bu cehennemi zandan kendimi azat etmiş durumdayım. dünya geçici bir han, konak, misafirhane…bizler de kısa süre sonra ebedi yurdumuza ulaşacağız. orada tüm sevdiklerimizle beraber ebedi, sıkıntısız, elemsiz, kedersiz bir hayat süreceğiz.
“kişi sevdiğiyle beraberdir” evrensel yasası hükmünü yürütecek, hatta el an yürütmekte… ancak bu yasa en büyük tezahürünü ahirette gösterecek ve tüm insanları titreşim frekanslarına göre bir skalada sıraya dizecek.
birbirini sevenler, dolayısıyla benzer ahlakta olanların da elbette titreşim frekansları birbirine yakın olacaktır. onlar orada hep beraber yaşayacaklar sonsuza dek…
titreşim frekansları skalasının sağ tarafı, nur boyutunda yani cennetlerde derece derece latifleşirken, sol tarafı da nar boyutunda yani cehennemde derece derece kesifleşmektedir. sağ taraf illiyyine çıkarken, sol taraf sicciyne inmektedir.
ben nur boyutunda tüm sevdiklerimle ebedi bir saadetle yaşama ümidindeyim.
şimdi söyleyin bana!
ölümden neden korkayım ki?



