Ölüm Korkusu
Ölüm korkusu, bedeni sahiplenmekten veya bir diğer deyimle bilincin kendini fizik bedenle özdeşleştirmesinden kaynaklanır.
halbuki fizik bedenimiz, bilincimizin kullandığı bir avatar veya giydiği elbiseden ibarettir. ölüm, vazifesi biten ve bu arada eskiyen beden elbisesinin çıkartılıp çöpe atılması hükmündedir.
aklı başında bir insan, eskiyen elbisesinin çöpe atılmasından müteessir olmaz. ancak şu evinde çöp biriktiren hasta şahıslar misali, elbiseyi aşırı derecede benimsemişse o zaman acı çekecektir.
bir kimsenin bilinci fizik bedene ne denli saplanmışsa, ölürken çekeceği acı o kadar çok olur. o kimsenin ruhu ancak çalıdan pamuk çeker gibi çıkacaktır bedenden.
bilincinin bedenden ayrı olduğunu fark edenlerin ruhu ise tereyağından kıl çeker gibi çıkacaktır.
ahiret korkusu ise(cennet arzusu ve cehennem endişesi) ruhu sahiplenmekten doğar.
tüm varlığından geçenin hiç korkusu kalmaz.
niçin?
kaybedecek bir şeyi yok ki, korksun.
her şeyini kaybetmiş zaten.
not: bir materyalist, bilinci fizik bedeninde ve maddede fâni olmuş kimsedir. kısacası inançsızlığın dahi nedeni bilincin aşağıların en aşağısına yani maddeye düşüşü ve orada boğulmasıdır. inançlı insanların dahi çoğu emmare dediğimiz bilincin maddeleştiği mertebede bulunurlar. onlar sözleri itibariyle olmasa da, hâl itibariyle materyalisttirler. refleksif tepkileri materyalistçedir.



