Sanayileşme Süreci ve AltyapıBilimBilimsel Pozitivist ParadigmaSiyasetTarihToplumsal BilinçToplumsal Düzen

Osmanlı Neden Japonya Olamadı

Bir tarım toplumunda iki ana sınıf vardır. biri geniş köylü yığınları diğeri ise direk toprağın mülkiyetine veya kontrolüne sahip olan azınlık. burjuvazi yani sanayi/zanaat ve ticaretle uğraşan toplumsal kesim her zaman tarım toplumlarında mevcuttur ama çoğunlukla bağımsız bir sınıf olma mertebesine gelemez ve seçkinlerin ayakçısı olarak devam ederler.

bir tarım toplumunun nitelik sıçraması yapıp sanayi toplumuna dönüşmesi son derece özel şartlar gerektirir. öyle ha deyince olabilen bir şey değildir. böyle bir dönüşüm dünya tarihinde ilk defa batı avrupada gerçekleşmiştir. 

onun da sebebi, ingiltere ve hollanda’nın dünya ölçeğinde yaptığı ticaret sonucunda, tarihte eşi görülmemiş bir sermaye birikimine ve yoğunluğuna sahip olmasıdır. bu süreç sonunda burjuva sınıfı olağanüstü palazlanıp siyasi güce bile el atmış ve nihayet onu ele geçirip bütün kanunları ve nizamları kendi sınıf menfaatlerine göre düzenlemiştir. bu bildiğimiz ulus devletin doğumudur.

her toplumun bir resmi ideolojisi vardır. bu ideoloji o toplumdaki bütün dengeleri sembolize eder ve hakim sınıf, iktidarını o ideoloji ile meşrulaştırır çünkü sadece kaba kuvvet uzun vadede etkili değildir ve toplum üzerinde bir ideolojik hegemonya kurulamaz ise düzen yıkılma tehlikesine her daim açıktır.

tarım toplumlarında meşruiyet kaynağı olan ideoloji dinlerden devşirilmiştir. eğer tarım eliti tasfiye edilmek isteniyorsa, ona sadece madde seviyesinde değil ideolojik seviyede de saldırılmalıdır. çünkü elit ideolojik dayanağını yitirirse toplum indinde meşruiyetini kaybedecektir ve onu yıkmak kolay olacaktır.

burjuvazinin dinlere karşı çıkan felsefeleri desteklemesi ve nihayet bilim-akıl-pozitivizm ekseninde kendi düzenine meşruiyet veren bir resmi ideoloji sentezlemesi hep bu yüzdendir. dine karşı olacak ve itibarını sarsacak ki tarım elitinin altındaki zemin kaysın.

evet arkadaşlar çok üzgümüm ama bilim diye göklere çıkardığınız kavram da diğer bir idolojiden başka bir şey değil. bugünkü üniversiteler ve profesörlerin asıl işi toplumu mezkur ideoloji ile şartlamak ve sistemi stabilize etmektir. 

rolleri ortaçağdaki kiliseler ve rahiplerden daha farklı değildir. boş zamanlarında da araştırma falan yaparlar. faydalı bir şeyler geliştirirler. eh, artık o kadarcık da olsun…

bu kadar ön bilgiden sonra gelelim asıl mevzuya. osmanlı neden gelişemedi? onun cevabı çok basit. japonya meselesi daha karışık. osmanlı gelişemedi çünkü dünya ticaret rotası dışında kalınca yeterli sermaye birikimi ve burjuvazinin güç kazanması söz konusu olamadı. gelişme dediğimiz şey zaten burjuvazinin iktidarı ele alıp önceki düzene son vermesi ve kendi sınıf menfaatleri doğrultusunda yeni bir rejim kurmasıdır.

öncelikle şunu belirtelim japonya kendi iç dinamikleri ile dönüşüm aşamasına girmedi. 1600’lere kadar japonya bir beylikler çorbası idi. merkezi bir idare yoktu. tokugawa hanedanı batıdan gelen ateşli silahların da yardımıyla merkezi idareyi kurmayı başardı. 

merkezi idareyi kurduktan sonra ise ateşli silahları yasakladılar. çünkü muhtemel bir düzen bozucu hareketin güçlü olmasını istemiyorlardı. başlarında “şogun” denilen tokugawa hanedanından biri var, daimyo denilen diğer beyler de onun emri altında. tipik bir feodal yönetim.

asırlardır imparator denilen baş yönetici de var. ama o sadece sembolik bir fikir. herhangi bir iktidara sahip değil. dikkat burası önemli. çünkü tarım toplumlarında ezeli tepişme, beyler/lordlar ile kral/padişah arasındadır. 

kimi zaman kral/padişah sadece bir lordlar heyeti başkanından başka bir şey değildir yani çok zayıftır. osmanlı’da ise beyler ezilip merkezi yönetim güçlü tutulmaya çalışılmıştır. işte japonya’da kannatimce kritik fark budur. yani güçlü bir figür olan ama fiili gücü olmayan imparatorun varlığı.

dış güçlerin müdahalesi ile japonya değişime zorlanınca elbette geleneksel güçler direndiler. ama imparator tarihte ilk defa gücü eline alma şansına sahip oldu. asırlardır içlerinde ukte kalmıştır muhtemelen.

bu sebeple eski tarım elitini ve onun ideolojisini yok etmek için batının da desteğiyle harekete geçti. böylelikle geleneksel elit tasfiye edildi ve gelişimin yolu açıldı.

isnetus 10.05.2013 11:17

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu