Bu ikili bana hep bir sembol olarak gözükmüştür…bir zamanlar, öğrencilik yıllarımda bir taraftan okula devam ediyor, bir taraftan da yoğun tasavvufi sohbetlere katılıyordum.
bu sohbetlerde öğrendiğimiz temel noktalar: “bütün kötülüklerin anası dünya sevgisidir, dünyayı fiilen değil ama kalben terk etmeliyiz. bir gün öleceğimizi hiçbir zaman akıldan çıkarmamalıyız vs.. “şeklinde. hatta bunun için bize rabıta-i mevt yani ölüm rabıtası yaptırılıyor. tasavvuf büyüklerinin menkıbelerini dinliyor ve okuyoruz…
işte böyle bir demde, aynı camiadan bir arkadaşımla beraber kaldırımda sohbet ederek yürüyoruz. birden önünden geçtiğimiz kafeden oya-bora’nın şarkısı gayet yüksek bir volyumda çalmaya başlıyor, “biz dünyayı çok sevdiiiik, ölüm bizden uzak olsunnn….”
afallamış bir şekilde arkadaşımla birbirimize bakıyoruz ve ilk şoku atlattıktan sonra kahkahaları koyuveriyoruz…
evet oya-bora bizim için malum mananın remz/sembol şahsiyetidir. siz çok yaşayın oya-bora….



