Yeni Yıla Yalnız Girmek
Yeni yıl falan umrumda değil gerçi de, başlık söyleyeceklerime bahane olsun.
ben hep yalnızdım, hep yalnızım.
insanların içyüzleri bana göründüğünden beri yalnızım.
insanlara karışan kimseler ya çok nâkıs, ya da en olgun(kâmil) kimseler olurlar. olgun kimseler insanları hakka davet etmek için onların arasına karışırlar. onlara yine onların iyiliği için hoşça sabır gösterirler.
bir şey haddini aşarsa zıttına inkılap edermiş.
benim yalnızlığım da bir parça öyle oldu.
“hiç”e doğru mesafe kat ettikçe, aslında “hep”e doğru yaklaştığımı anladım.
insanların arasında iken “ego” adlı bir maskemiz olur. evet sahte benlik, namı diğer “ego” toplumun bize empoze ettiği bir olgudur. rol yapa yapa, en sonunda asıl hüviyetimiz örtülür, perdelenir, gizlenir.
peki asıl hüviyetimiz nedir?
ben kimim?
cevap o kelimede saklı; “hüviyet”
hüve, hu= o
anladın mı yâ hu!
huuuuu…
şimdi söyleyin nedir yalnızlık?
bin kişinin arasında da olsan, gülüyor eğleniyor olsan yine yalnızsın, garipsin; çünkü aslından uzak düşmüşsün, elem-i firak(ayrılık acısı) ruhunu yakıyor, ruhun alev almış yanıyor. o yangını ne alkol, ne uyuşturucu, ne de sefahet ayinleri söndürebilir.



