Dua ve Bumerang KanunuDin, Evrensel Düzen ve SünetullahEgo TavrıFarzlar ve Sünnetleristiğfar-tövbeLa Havle SırrıNefs, Benlik-EgoSalavatTevekkülZikir (Titreşim Frekansı)

Dua 18

Allah’a dua etmek elbette güzeldir. ancak ego(nefs) emmare mertebesinde iken maalesef işler karışmaktadır.

mesela hasta olduk diyelim…başladık “ya şafi, ya şafi, ya şafi…” diye ısrarla Allah’tan şifa istemeye. iyi de dostum biliyor muyuz ki, o hastalık bize niçin geldi?

belki o hastalığın bize yaşattıkları ile bazı çarpık algılarımız düzelecekti. yani hastalığın bizzat kendisi ilahi ödeme-dengeleme mekanizması gereğince bize şifa vesilesi olsun diye gönderilmişti. halbuki biz ne yaptık? ısrarla “ya şafi” diyerek tedaviyi reddetmiş olduk ve zahirdeki hastalığımızdan kurtulduk. halbuki gerçek hastalığımız olan şuurumuzdaki çarpıklık yerinde kaldı.

bunun öylece kalacağını sanmayalım. ödeme-dengeleme mekanizmasının çarkları dönmeye devam edecek ve bize başka bir hadise gönderecektir; ama bu sefer ki, daha acı bir ilaç olacaktır. sadece bu kadarla kalsa yine iyi…bir de ödememiz gereken yeni bir bedel çıkmıştır ki, o da ilahi düzeni bir nevi hack’leyip egomuz için kullanmış olduğumuzdan, ona da ayrı bir fatura kesilmesi kaçınılmazdır.

bu noktada “rıza hakikatini” idrak etmemiz çok önemlidir. nedir rıza hakikati? düzen mükemmel ve kusursuz bir şekilde işletilmektedir. gördüğümüz, yaşadığımız, şahit olduğumuz, başımıza gelen hiçbir hadisede bir yanlışlık yoktur. (burada merkez efendi kıssasını hatırlayalım).

bu nedenle içine düştüğümüz hal ve durum çok çok olumsuz olsa bile, kötü yola düşmüş olsak da, günahlara batmış olsak da, aklımıza hayalimize gelebilecek herhangi bir hale düşmüş olsak da, yine de itiraz etmeden tam bir güvenle ve tevekkülle kendimizi kaderin akıntısına bırakmamız gerekiyor. olanların hepsi Allah’ın fiilidir. hiçbiri hikmetten hâlî değildir. elbet öyle olması gerekiyormuş ki öyle oldu?

peki hiçbir şey yapmadan mı bekleyeceğiz? elbette hayır… Allah’ı bol bol zikretmek her müslümanın temel görevidir. ilahi düzene karışmamak için güya dua kılığında nefsimizin isteklerini sıralamaktan vazgeçmemiz gerekiyor; ama başta farzlar olmak üzere zikir görevimiz daimi olarak yerinde kalıyor. unutmayalım, Allah sırf kendisini zikredip bir şey istemeyene, isteyenden daha çok verir.

zikrederken de peygamberden bize ulaşmış, talep içermeyen genel zikir kalıplarını kullanıyoruz( estağfirullah, salavat, lâ havle ve lâ guvvete illâ billah…). esma zikirleri ise özel talep içerdiği için çok tehlikelidir bu noktada. internet ortamında dolanan çeşit çeşit zikirleri çok görmüşsünüzdür. şunu çekersen şu olur, bunu çekersen şuna kavuşursun vs…şeklinde.

bunların hepsi sâfi zarardır. büyü ve sihirbazlıktan pek az farkı vardır. (bu durumun iki istisnası olabilir. birincisi olgun bir tasavvuf ehlinin tavsiyesi ile esmayı zikretmek; diğeri de herhangi bir zikir kalıbını veya duayı bir şey istemeden sırf Allah’ı zikretmek için kullanmak. ancak ego sahibi için pek kolay bir iş değildir bu ikincisi).

değişik yöntemlerle ilahi düzeni egomuzun arzusu doğrultusunda kullanmaktan şiddetle kaçınalım. aksi takdirde günün sonunda önümüze koyulacak faturayı görünce dehşete kapılabiliriz. islam teslimdir, hakka teslimiyettir. teslimin sonucu selamdır, selamettir…

 isnetus 17.07.2021 14:39

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu