Azim 1
Bundan yıllarca önce ergenekon operasyonları olmuştu hatırlarsanız.
yüksek rütbeliler bir bir tutuklanıyor ve hapse tıkılıyordu.
şimdi adını unuttuğum bir general de tutuklanır ve diğer subayların bulunduğu bir koğuşa gönderilir. general koğuşa girince görür ki, subayların hepsi çöküntü içinde köşelerine sinmiş vaziyetteler.
general bunlara “ben hayatta kalma eğitimi aldım. bu iş böyle olmaz. kalkın koğuşu yıkayacağız” der.
hortum, kova şu bu temin ederler. koğuşu yıkayıp pırıl pırıl yaparlar.
işte ben generalin bu tavrını sonsuz bir takdirle karşılamıştım o zamanlar. o şartlarda yapabileceği tek şey buydu ve general de gereğini yapmıştı. içimden dedim ki ” rabbim beni en zor şartlara atsa, her şeyimi alsa, hatta alnıma şaki yazıp tard etse. ben yine elimden geleni, isterse karınca adımı olsun, yaparım, yapmalıyım. ben gerekirse karanlıklar içinden rabbime seslenirim”…
evet dünyanın binbir türlü cilvesi vardır. o’nun hikmetinden sual olunmaz. dilerse seni aziz eder, dilerse zelil. dilerse seni nuruna boğar, dilerse zulmet kuyularına atar. dilerse bol bol verir, dilerse süründürür.
biz kuluz. rabbimizden(terbiye edicimizden) gelen her şeyi gönül hoşluğu ile kabul etmemiz gerek.
maddi veya manevi lütuflar içindeyken kulluk yapması kolay. tersi durumda da hiç istifini bozmaksızın kulluk yapabilecek misin?
billah pervam yoktur.
ben gerekirse tek başıma atımı düşman ordusunun üzerine sürerim.



