
“Hz. Davut’un demiri yumuşatmasına gelince, bu şiddet ve korku ile katı kalbleri yumuşatmasının remzidir. ateş demiri yumuşatır. demiri yumuşatmak güç değildir. ancak katılıkta taştan beter olan kalplere yumuşaklık vermek zordur. çünkü ateş taşı çatlatır, kireç haline getirir. fakat kalbleri yumuşatmaz.
allah, davud aleyhisselâm’a bir şeyin kendi nefsini yine kendi nefsiyle koruyabileceğini bir tembih olarak muharebede demirden vücudu koruyan zırhlar yapmasını işaret buyurdu. çünkü zırhlar sayesinde mızrak, kılıç, bıçak ve demirden yapılmış ok uçlarından korunmak imkânı hâsıl olur. şu hâlde sen demiri demire kalkan yaparsın. nasıl ki hazret-i muhammed’in şeriatı “yarabbi, senden sana sığınırım” duasıyla geldi. bunu iyi anla; çünkü bu, demiri yumuşatma nüktesinin ruhudur”.(füsus-ül hikem’den)
yani muhyiddin-i arabi hazretleri burada demek istiyor ki, halkın demir gibi sert olan kalpleri ancak demir gibi sert hükümlerle yani şeriatla(zâhir boyutu kurallarıyla, hukukla) yumuşatılabilir. allah’ın gazabından rahmetine sığınmak, islamın zâhir hükümlerine uymakla başlar.
demir; hz. davut’a, mars gezegenine ve şeriat ilimlerine işaret eder. bakır ise venüs gezegeninin, sevginin ve velayet(evliyalık) ilimlerinin sembolüdür.



